24 Haziran 2020 Çarşamba

"HANGİ DEMİREL?"(*)

VEFATININ 5.YILINDA "DEMİREL HAKİKATİ.. "
"DEMİREL DE 'DARBECİ' İDİ...'28 ŞUBAT'ÇI' İDİ..."
"DEMİREL'İN '28 ŞUBAT'A ÇANAK TUTTUĞU'NU,'DARBECİ-CUNTACI ASKERÎ VESAYET'İN GÜDÜMÜNE GİRDİĞİ'Nİ , SABAH GAZETESİ 'KÖŞEYAZARI' ENGİN ARDIÇ, BÖYLE YAZDI:
"HANGİ DEMİREL?"(*)

Demirel'in ölümünün beşinci yıldönümü dolayısıyla Demirel Vakfı tam sayfa ilan vermiş...
"Sayın cumhurbaşkanımızı rahmet, minnet, takdir ve özlemle anıyoruz" deniliyor.
Rahmeti falan tabii anladık da, Demirel "cumhurbaşkanı olarak takdirle anılacak" bir adam değildir.
Yedi yılını çok kötü kullanmış, vaktiyle kafa tuttuğu vesayetçi bürokrasiye tamamen teslim olmuştur.
Erbakan ve Çiller'e duyduğu hınç yüzünden 28 Şubat darbesine çanak tutacak, hatta onu açıkça destekleyecek kadar!
***
İki Demirel birbirinden net çizgilerle ayrılır: Eski Demirel ve sonraki Demirel.
Eski Demirel gerçekten de bir barajlar kralıydı.
Memleket kalkınıyor, büyüme hızı yüzde 8'lere vuruyordu, petrol da sudan ucuzdu. Her şey iyi gidiyordu, bugünün moda deyimiyle "sıkıntı yoktu"...
Ama biz gençler ondan ciddi olarak nefret ediyorduk çünkü beynimizi öyle yıkamışlardı...
O kadar salaktık ki, Demirel'in Amerika'ya kafa tuttuğunu, Nixon yönetiminin çok istediği "haşhaş ekimi yasağına" asla uymadığını, Sovyetler Birliği'ne yanaşıp onlara demir-çelik sanayii kurdurmaya kalktığını bile göremedik.
Menderes de Amerika'ya kafa tuttuğu için devrildi, Demirel de... Biri 27 Mayıs'ta, öteki 12 Mart'ta.
Ama biz Amerika'ya uşaklık eden darbecilere pek hayran kaldık. Onları "ilerici" sandık çünkü beynimizi öyle yıkamışlardı.
Amerikan emperyalizmine karşı çıkılacaksa Demirel'in yanında olmak gerekiyordu.
Büsbütün aymaz arkadaşlarımız bunu hayatlarıyla ödediler.
Bugün de bir sürü budala, Amerika'ya karşı çıkan, o boyunduruktan kurtulmak için bir milli silah sanayii kuran, IMF sultası altına girmeyi reddeden Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyor.
Üstelik bunu "solculuk" sanarak yapıyor.
Çünkü beyinlerini öyle yıkadılar.
***
Demirel'in "işi" 1980 yılında bitmişti.
Darbeden bile önce, ekonominin yönetimini Özal'a verdiği gün bitmişti. 12 Eylül'de değil, 24 Ocak'ta.
Bunu kendine asla yediremedi.
Darbeden sonra 11 yılını, Özal'a bıraktığı "mevziyi" yeniden kazanmak için harcadı.
1991 yılında kazandı da, ama daha başbakan olduğu gün, Türkiye'nin kendi bildiği o eski Türkiye olmadığını, bu yeni Türkiye'de ona emeklilik düştüğünü şıp diye anladı. Çok zeki bir adamdı.
İki yılını el öptürmekle ziyan edip Çankaya'ya zıpladı.
Bir yedi yılı da orada ziyan etti.
"Milenyum"da da bu sefer Tayyip Erdoğan'ı devirme özlemi içinde yandı tutuştu ve günün birinde de her fani gibi gürledi gitti.
Yararlı Demirel ve zararlı Demirel...
Vakıf, hangisinden yana olduğuna karar versin.
Allah da rahmet eylesin tabii.
Demirel'in ruhu da, toyluğumuzda kıymetini bilemediğimiz için bizi affetsin."
(*): Engin ARDIÇ,"Hangi Demirel?", Sabah Gazetesi, 18 Haziran 2020,Perşembe

ASIRLIK(100)YILLIK MEFKÛREMİZ GERÇEKLEŞECEK; TERME'DEN TREN GEÇECEK...

ASIRLIK(100 YILLIK) MEFKÛREMİZ GERÇEKLEŞECEK:
TERME'DEN TREN GEÇECEK...

"Samsun-Sarp Tren Yolu Projesi", 'Anadolu Şımarığı'('Anadolu Ukâlası' da diyebilirsiniz) olarak, daima "heyecanlanmama" da sebep olmuştur.
Geçen seneden itibaren, bilhassa "Millî Menfaatlere","Millî Mes'elelere","Millî Mefkûre"lere;"Millî Dâvâlar"a hassasiyetli ve şuurlu 'Ordu Vilayeti Mahallî Basını" ve yine bilhassa "İş Dünyası Çevreleri"nin "ısrarlı talepleri" ile de "gündem"e gelmişti.
Her daim "heyecanlanmama" da sebep olan "Samsun-Sarp Tren Yolu Projesi","Samsun-Ordu Tren Yolu Projesi" 'Millî Mes'elemiz'i yakından takip etmiş; "iğne ile kuyu kazar gibi" de,"karınca misâli" de, "sosyal medya" üzerinden,"bir şeyler yapmaya","kamuoyu oluşturmaya"da gayret etmiştim.
Samsun'un 'Yiğido Türkçü Kalemi Osman KARA"nın, ilgili "gerçekçi yazısı" ile 'şoke' olsam da; yine de 'pes etmeyecek' kertede de fikirler/düşünceler taşımayı da sürdürme azmindeyim.
Öyle ya; dile kolay, neredeyse "100 Yıllık Mefkûre"miz;"Asırlık Hülyâ"mız bizim:"Terme'den Tren Geçecek..."
"Taşların sert" olduğunu,'gerçeklerin de acı" olduğunu, elbette biliyorum.
Velâkin 'Millî Menfaatler"de,"Millî Mes'eleler"de,"Millî Mefkûre"lerde,"Millî Hülyâlar"da, "Millî Dâvâlar"da "ısrarcı olmak","ısrarla talep etmek" de yabana atılamaz...Tâ ki;"netice-sonuç" alınıncaya kadar...
ARTIK TERME TSO DA...

Geçen seneki süreçte; Terme İş Dünyası'ndan; Terme Ticaret Çevreleri'nden ve hattâ iki tane haftalık periyodlu "Terme Yerel Gazeteleri"nden; "Asırlık Mefkûre"miz,"100 Yıllık Hülyâ"mız da olan "Terme'den Tren Geçecek" 'hayalimiz'é dair, en ufak bir "kamuoyu oluşturabilme" gayreti de, esefle ifâde ediyorum ki, yapılmamıştı.
Âdeta "Samsun-Sarp Tren Yolu Projesi"ne, dolayısıyle de "100 Yıllık Mefkûre"miz olan "Terme'den Tren Geçecek Dâvâ"mıza; bîgane, lakayt ve ilgisiz kalınılmıştı.
Velâkin bu sefer,"Samsun-Ordu Tren Yolu Projesi"nin;"ısrarla talep" edilmesi sürecinde ise Terme İş-Ticaret Dünyası'ndan da, 'destekleyici' mahiyette "sesler" de yükselmeye başladı.
Bu hâl bile sevindirici bir gelişmedir..
Samsun'un "Yiğido Türkçü Kalemi Osman KARA"lar ne derse desin; "Millî Menfaatler"de,"Millî Hülyâlar"da,"Millî Mefkûre"lerde;"Millî Dâvâlar" da "ısrarcı" olmak da elzemdir.
"Taşlar" ne kadar "sert";"gerçekler" ne kadar "acı" olursa olsun; daima "mücadele edenler kazanacaktır..."
"Kimbilir, belki yarın; belki yarından da yakın..."
16 Haziran 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

SİYAH-KARA ÜZÜM

SİYAH/KARA ÜZÜM YAPRAĞI...

Neredeyse bütün "Dünya Ülkeleri"nde ve maalesef Türkiye'mizde de; "kontrollü hayat" denilip de; âdeta "Bu bir millete sabotajdır" dedirten ve "Ateist-Evrimci-Darwinist-Doğal Seleksiyoncu Zihniyet"le de âdeta 'örtüşen'; "Ölenler ölür, kalan sağlar bizimdir! " Makyavel Muasır 'Hükümdar' tarzı sebebi ile de artışa geçen, "Koronovirüs Vakıa" sürecinde, ekseriyetle evlerimizdeyiz, "ocağımız" da olan "aile"mizleyiz...
"Aile Ocağı"mızda, "eş"lerimiz ile inşaallah 'Cennetlerde de beraber olacağımız" 'refika-ı hayat'/'hayat arkadaşları'mızla da, daha yakından ve bolca vakitler de geçirmekteyiz...
Son zamanlarda; geçenlerde altını çize çize okuyup bitirdiğim; "Büyük Türk Düşünce Kadını" da olan ve hâlen hayatta da olan 'Alev ALATLI' Hanımefendi'nin;"All American-He Man-FESUPHANALLAH!-Nasihatname II" isimli eserinden mülhem ile(ki Eserin Türkçe anlamını; "Katıksız Amerikalıların Gücünden Allah'a Sığınırım!, diye de anlayabiliriz...)"Anadolu Sımarığı","Bencileyin Müslüman Türk" ifâdesini, sıkca yazılarımda da kullanıyorum.
Hem bu ifâde çok hoşuma da gidiyor ve hem de "bendeniz","bu fakir" gibi ifâdelerin de artık bayatladıklarını da düşünüyorum.
" Müteveffâ" kelimesi de, mefhumu da, kavramı da, yine aynı "eser"den mülhem ile yine çok hoşuma gittiğinden, yazılarımda sıklıkla kullanıyorum...
"Müteveffâ" yani "vefât etmiş"; daha 'nezaketsiz'cesi, kabacası "ölmüş" demek...
Her neyse!...
Müteveffâ "Büyük Türk Tasavvuf Adamı" 'Mevlânâ'ca da ifâde edersek;"Yeni şeyler söylemek lazım cancağazım!"
İşte, 've kezâlik'; böyle bir "Büyük Salgın" sürecinde, 'hayat arkadaşları'mızı da; daha yakînen de müşahede ediyoruz...
Ve "Allah'ın Dini İslâm"ın; "Hakk Din İslâm"ın; niçin peşi peşine önce "Anne Hakkı"nı; dördüncüsünde ise "Baba Hakkı" hatırlatmış olmasını da, daha iyi anlamış ve kavramış da oluyoruz...
SİYAH-KARA ÜZÜM YAPRAĞI

Öyle "Devlet Kurmak" da, "Turşu Kurmak" da, "Siyah-Kara Üzüm Yaprağı Mayalamak" da, hiç de kolay değil ha!..
Geçenlerde, benim hanım dedi ki:"-Gel bana yardım et. Şu yaprakları beraber katlayalım..."
"Avrat" emrederse;"emir demiri kesiyor" hâliyle...
Ve ömrümde "ilk defa" yaprak katladım. 'Sağ diz" üstüne "büyük boy" 'siyah-kara üzüm yaprağı"nı; 'Sol diz" üstüne "orta boy üzüm yaprağı"nı; tam önüme ise "en küçük boy üzüm yaprağı"nı, üst üstte koyarak, güzel bir şekilde dizmeye başladım.
Sağolsun "komşular"; teru taze "siyah-kara" üzüm yaprağı idi;"kara pancar, lahana yaprağı" idi, hattâ "köy kirazı" idi , benim hâneyi de ıskalamıyorlar...
Gerçi benim hanım da sağolsun; "bir tencere Türk Yemeği keşkek" pişirmiş olsa, 'komşuları' da görüp-gözetir ya!
"Siyah-Kara üzüm yaprakları"nı tasnif ederken; 'çocukluğumdan' beri, bizim bu "yöreler"de, daha çok "Siyah Üzüm","Kara Üzüm" olduğundan; 'anneler'miz,'yengeler'imiz,'bacılar'ımız tarafından da toplanılan, dizilen, katlanan, 'sarma yemeği' yapılan; hattâ "Kış Mevsimi"nde de 'sarma yemeği' yiyebilelim diye de, kavanozlara, plastik kaplara-küplere doldurulan 'siyah-kara üzüm yaprakları" da aklıma düştü.
"Bilmiyordum ya öğrendim..." "Turşu kurmak" da, "Peynir saklamak" da, "kış hazırlıkları" da böyle birşeymiş!
Meselâ,"Salamura" işlemi nedir? "Asma yaprakları",'siyah-kara üzüm yaprakları" kaynatılıp da, su gibi içilir mi? "Asma yaprakları"nın;'Siyah-Kara üzüm yaprakları"nın ve tabiî bunlardan yapılan "sarma yemeği"nin "sağlığa faydaları"nı da yeni öğrendim.
"Hâfizayı kuvvetlendirmek"ten tutun da,"Çağımızın Hastalığı Alzemir"e kadar,"sigaradan tiksindirmeye ve bıraktırmaya" kadar, neredeyse "20 madde"lik ne de çok "sağlığımıza faydaları" varmış...
"Salamura" da, öyle "büyücü tabiri" falan değil ha!
"Suyun tuzluluk oranı yarıyı geçiyorsa yani %50'yi geçiyorsa, siyah-kara üzüm yapraklarını da, böyle bir suya bırakılıyorsa;'Salamura işlemi' de yapılmış oluyor demektir...
İşte "Kış Mevsimi"nde de "siyah-kara üzüm yaprağı" ndan yapılmış "sarma yemeği" de yiyebilelim, dediğimizde, böyle bir "mayalanma" ve "Salamura işlemi" de yapılması gerekiyor...
ELHASIL:
Öyle "Osmanlı Sofrası"na veya "Masa Üzeri"ne veya "Sini Üzerine"konan içi "sarma yemeği dolu kaplar" da, öyle kolay kolay hazırlanmıyor ha!
Eskiden "espri yapmak adına" da;"-Devlet kurmak, turşu kurmaya benzemez!" der ve öyle düşünürdüm.
Meğerse,"Devlet Kurmak" gibi "Turşu Kurmak" da; 'Yaz Mevsimi"nde de, "Kış Mevsimi"nde de "Sarma Yemeği" yapabilmek de, öyle kolay değilmiş ha!
Âdeta "Devlet Kurmak" gibi "Müşkil İşler!!!"
14 Haziran 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

"AVUUU AVUUU MEHAPE(MHP)"

"AVUUU AVUUU MEHAPE(MHP)"

"Milliyetçi Hareket Partisi";"MTTB"ce ve "İmam-Hatip Nesli"ce dersek "MEHAPE"; "Türk Milliyetçiliği"nin ve "Ülkücü Hareket"in veya "ME"nin neresinde?
"MEHAPE" "Siyasî Teşkilatı"; bilhassa "Başbuğ Türkeş" sonrası; "23 Senelik","Ekonomi Akademisyeni" 'Dr Devlet BAHÇELİ" 'Dönemi"nde; ne tür "Milliyetçilik', ne tür "ME'lik yapmaktadır?
Hele de "15 Temmuz 2016 Olayı" sebebiyle; "MEHAPE" 'siyasî teşkilatı" namına yapılan "Milliyetçi Mücadele"; "Ülkücü Mücadele"; ne derecede "Milliyetçi Mücadele";ne derecede "Ülkücü Mücadele"dir?
"MEHAPE" "siyasî teşkilatı", "Milliyetçilik" ve "Ülkücülük" deyince ne anlamaktadır?
"Korkudan";"Ya başıma birşey gelirse?" endişesi ile de "susan" "sessiz çoğunluk" bile ; "Ülkücü Şehid Gazeteci",müteveffâ İlhan Egemen DARENDELİOĞLU'nun da "Toprak Yayınları"ndan neşredilen bir kitabının da ismi olan "Marksistlerin Maşası Ecevit" huzurunda âdeta "esas duruşta"durduğu "57.Hükûmet Dönemi"ni "film senaryolarına konu edememekte; "müstakil kitaplar" hazırlanıp da yayınlanamamaktadır...
"23 Senedir BAHÇELİ MEHAPE"si ile âdeta "Türkeşsiz Türk Milliyetçiliğıi Kimlikli Mücadele";"Türkeşsiz Ülkücü Mücadele" verilerek de;"Türk Milliyet çiliği"nin ve "Ülkücü Hareketi"n af buyurunuz;"İçine edilmemiş midir?"

Güya "Büyük Türk Tarihçisi" halen hayatta olan Edip Semih YALÇIN'lara, sonradan ne oldu da "Başbuğ Türkeş"in istediği 'Başkanlık Sistemi' böyle; sizin istediğiniz "Başkanlık Sistemi" gibi değil" muhtevalı âdeta abartarak ifâde edeyim; tonlarca açıklamalarının, yine af buyurun;"içine nasıl etti?" öyle?
"MEHAPE Siyasî Örgütü Genel Başkanı" gibi; âdeta "Türk Siyasî Tarihimizin 'Süper Fırıldak'ı;'Süper Dönek"i nasıl oldular öyle?
Gerçekten de,"hakikat"en de;"kudema siyasetçiler"imiz; müteveffâ Erbakan Hoca'lar,"müteveffâ "Başbuğ Türkeş"ler; "yok edilen" "şehid" Muhsin Başkan'lar; hattâ müteveffâ Demirel'ler; 2020 Turkiye'sinde "mes'ele' olmaya başlamış da olan; böyle bir "Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Etme Sistemi"nin mi hasretini çekmişlerdi? Yoksa!?
En azından "Ülkücü Gençler"in 'tanışıp-bilişip' izdivaçlarına da vesile olan ve "Ülkücü Gelenek" hâline de gelmiş olan "Kayseri Erciyes Zafer Kurultayı"nı,"hilaf-ı akıl"/"akıl dışı" sebeple sonlandırmış olmanın neresi "Türk Milliyetçiliği"dir, neresi "Ülkücülük"tür?
Sonradan "FETÖ/PDY Terör Örgütü"nün;"Türk siyasetini dizayn etme çabası" olduğu da anlaşılan; bir "Genel Seçim Süreci"nde, âdeta "Sol'un Namusu"ndan da öte "Sağ'ın Namussuzluğu"nu da, neticede ortaya çıkaran "MEHAPE Üst Seviyesi"ndeki "ahlaksızlık olayı"nın da "Türk Milliyetçiliği" ve "Ülkücülük"; neresine düşer ki?
Geçenler de: "Bengütürk TV Ekranları"nda gördüğüm "İhsan BARUTÇU"lara da hatta "Amerikan Aleyhtarlığı Sebebiyle" 'Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanlığı" görevinden alındığını bildiğimiz;"Alişan SATILMIŞ"lara da ne oldu ki, ne değişti ki,"MEHAPE Genel Başkanı" ile yan yana "poz"lar vermişler,"Bengütürk TV Canlı Yayın"larında boy göstermişlerdir?
Yoksa "bükemediğin eli öpeceksin" mucibince,'"güç'e râm" mı olunulmuştur?
"Ülkücü Hareket'in Dede Korkut"larından; aslında "Terme Doğumlu" Ârif ŞİRİN'in; nam sergerde Ozan ÂRİF'in cenazesine bile "katılmama ambargosu" koyan "MEHAPE Siyasî Orgütü", ne derece "Türk Milliyetçiliği"ni ve "Ülkücülüğü" temsil eden bir "siyasî örgüt"tür ki?
Daha geçen aylarda; "Giresunlu Ülkücü Şehid Mustafa EROL"un kaatili;"Dev-Yol"cu bilmem ne "Ceyhun"un; "fiilen" ve belki de "hukuken" 'koltuk değneği" demeyeyim de "ortağı" olduğu mevcut "siyasî irade"ce "Büyükelçi Atanmasını Destekleyen" "MEHAPE DEV-YOL Genel Başkanı" kıvamındaki "Dr.Devlet BAHÇELİ Tavrı ve Duruşu"; ne derecede "Türk Millliyetçiliği" ve "Ülkücülüktü" öyle?
Daha dün; "Kayseri" gibi "Türklüğün ve Müslümanlığın Kal'ası Bir Şehri"mizde; sadece kabaca tarif ile "Bölücü Grup Yorumcu"nun "gömütü"nü; böyle hüviyetli bir şehrin mübarek topraklarına defnedilmesini: çok yerinde bir tavır ve duruş ile engellemeye çalıştığından dolayı; belki de "Kayseri Ülkü Ocakları Tarihi"nde de ilk defa "MEHAPE Genel Merkezi" olarak görevden almak ve "Kayseri Ülkü Ocağı"nı kapatmak da;"Türk Milliyetçiliği"nin ve "Ülkücülüğün" neresine düşmektedir?
Halbuki; "tahkik" edildiğinde,araştırıldığında görülecektir ve tesbit edilecektir ki; benzer bir vakıa,"Ordu Vilayeti Hudutları"nda yaşanmış ve bir "FETÖ/PDY Terör Örgütü"ne mensup birinin "gömütü"nün;"Ordu topraklarına" defnedilmesi engellenmiştir...
ELHASIL:
"Sabataist Münib Engin NOYAN"lar bile "Hacca" gitmişken;"23 Seneden beri", "Dr.Devlet BAHÇELİ", "hacca" niye gitmemiş ve "Hacı Devlet" olmamıştır?
Dönemin "Adana Hergün Gazetesi Bürosu" yetkilisi; gazeteci-yazar Ali BADEMCİ; bir yazısında; "Dr Devlet BAHÇELİ"nin "Büyükannesi"nin "Ermeni" olduğunu yazmıştır Bu bilgi doğru mudur?
Yine "siyasî vesikalar","Dr Devlet BAHÇELİ"nin dönemin "MİT Ajanı" olduğunu söylemektedir...Bu bilgi de doğru mudur?
Hâlâ "Aydınlatılamayan" "Muhsin YAZICIOĞLU ve Arkadaşları"nın "şehadeti" mes'elesinde de;"MEHAPE Siyasî Örgütü"; âdeta kılını ne diye kıpırdatmamaktadır?
"Andımız" ortadan kaldırılırken;'Ne mutlu Türk'üm Diyene!" sözü mevcut "siyasî irade"ce ortadan kaldırılırken;'MEHAPE Genel Merkezi";"Türk Milliyetçiliği" ve "Ülkücülük" namına, niye engel olamamıştır?
Senelerden beri;"Kemalizm'in Yeşil Rengine Boyanmış" ve "sistemin ta kendisi" olup çıkmış mevcut siyasî irade diye de tanımlanmış olan mevcut"siyasî irade ortaklığı" sebebi ile "Ülkücü Kadrolaşma" adına da neler kazanılmıştır?
Suâller...Suâller...
Açıkcası ben; "Avuuu Avuuu"diyen bir "MEHAPE" siyasî teşkilatı değil; "Huuu Huuu" diyen bir "MEH(E)PE" siyasî teşkilatı özlüyorum...
12 Mayıs 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
"Şâirler Sultanı"ca bitirirsek:
" Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar.
Gir de bak şu ülkeme;
Başsız başsız adamlar..."
06 MAYIS 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:

(1): Mehmed Şevket EYGİ;"Malezya'dan Alınacak Ders","Millî Gazete",'Takvimden Yapraklar", 03.10.1997
(2): tr.m.wikipedia.org, Malezya

MALEZYA'DA "NİZÂM-I ÂLEM"

MALEZYA'DA
"NIZÂM-I ÂLEM"

"Bir Güney-Doğu Asya ülkesi olan Malezya'da, insanlar mutlu ve müreffeh(refah içinde) yaşıyor.Orada, hukukun üstünlüğü prensibine dayalı bir hukuk devleti var.Demokrasi, insan hakları ve hürriyetleri var.İktisadî durum çok iyi.Malezya'da,Güney Kore, Taiwan ve Singapur gibi koşarak ilerliyor, zenginleşiyor ve kalkınıyor. Ülkede birbirinden ayrı ve farklı üç etnik unsur; Malaylar; Hintliler ve Çinliler yaşıyor amma köklü bir uzlaşma ve barış havası hâkim.Yirmi yıldır bunlar arasında bir sürtüşme yok, çıt çıkmıyor.
Malezya'nın Anayasası'nda;"Devlet'in dini, İslâm dini'dir.Diğer dinlere de hürriyet tanınır." diye yazılı.Oradaki Çinliler, asıl Çin'deki soydaşlarından; Hintliler,Hindistan'daki Hintlilerden daha hür, daha güvenli, daha iyi bir hayat sürüyorlar.Büyük bir şehrin Hindu Mahallesinde,Hint kültürü ve kimliği hâkim.Orada bayram yapılırken; ötekilerin haberi bile olmuyor.
Kimse kimsenin dinine,diline, inancına, kültürüne , kimliğine, kişiliğine karışmıyor.
Yeter ki hepsi birden, o topraklar üzerinde hür, rahat, huzurlu bir hayat sürsün.
Bir "İslâm Devleti" olan Malezya, Müslüman olmayan vatandaşlarına en geniş hürriyeti,güveni, yardımı sağlamıştır..(1)
MALEZYA'DA "NİZÂM-I ÂLEM"

"Büyük Türk Düşünce Adamı"mız;"SBF" ve "Galatasaray Lisesi" mezunu,"ehl-i tarik" müteveffâ Mehmed Şevket EYGİ Hoca'mız;"Millî Gazete"de, 1997 Ekim'inde böyle yazmış.
Ben de, 2020'ler "Fasid Daire, Çıkmaz Sokak, Mecburî Cadde" Türkiye'sinde; şöyle bir; "erişime uzun süre kapatılmış" "tr.m.wikipedia.org"un(2 )"Malezya"sından epeyce malumat sahibi oldum.
Bir "Güney-Doğu Asya Ülkesi..." Yüzölçümü Turkiye'mizin yüzölçümünün yarısından bile az. Nüfusu, yine Türkiye'mizin nüfusunun yarısından bile az.
"Resmî Başkenti" Kuala Lumpur."Idarî Başkenti" ise Putrajaya...'Federal Parlamenter Monarşi" ile yönetilmekte. "13 Eyaleti" var."Batı Malezya"dan ve "Doğu Malezya"dan meydana gelmekte. Her "eyalet"in kendi anayasası, kendi Meclisi ve Senatosu var."Meclis'i halk; Senato'yu Sultanlar" belirlemekte."Eyalet"lerin "9'unu Sultanlar;4'ünü ise Valiler" yönetmekte."Devlet Başkanı"na "Kral" denilmekte."Üç Federal Bölge Anayasaları","Eyalet Yasalarının üstünde..." "Federal Bölgeleri Yöneten ise Kral yani Devlet Başkanı..."

"Malezya Halkı"nin %55'i Malay;%25'i Çinli;%10'u Hintli ve %10'da diğerleri.
"Resmî Dil Malayca..." Hem de "Arap Alfabesi/İslâm Alfabesi'nin Güney-Doğu Asya Dillerine Uyarlanmış Şekli" olan "Cava Alfabesi"/"Cavi Alfabesi" kullanılmakta.İngilizce ve Arapça'da çok yaygın lisânlar...
"Hakk Din/Allah'ın Dini Islamiyet",15. Asırda yayılmış.
"Portekizliler","Hollandalılar","Ingilizler" ve en son da "Amerikalılar";'Avro-Amerikan Dünyası"nın "Sömürgeci Güçleri";"Malezya"yı da ihmal etmemişler.
1957'de,"İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalma şartı ile" 'Malezya',"Istiklâli"ni kazanmış.
"Malezya Ülkücüsü" bir "Lider";"Guney-Doğu Asya'daki "İngiliz Kolonileri"ni;"Malezya+Singapur+Seravak+Sabah+Brunei Sultanlıkları"nı;'Bir Bayrak Bir Teşkilat Altında Birleştirme Ülküsü" neticesi; 16 Eylül 1963'de;"Brunei Sultanlıkları hariç";"Yeni Bir Federasyon" yani "Büyük Malezya"yı teşkil etmiş...
Singapur;1965'de,"Büyük Malezya"dan kopmuş...

"Malezya Halkı"nin "Dinî Kimlikleri" ise şöyle: %61,3'ü İslâm; %19,8'i Budizm; %9,2'si Hıristiyanlık; %6,3'ü Hinduizm; %1,3'ü Çin Gelenekli Din;%0,4'ü ise Sihilizm,Şamanizm,Bahailik...
"Malezya Devleti"nin "Resmî Dini İslâm..." Müslüman olan halkın çoğu Malay kökenli...Çok az bir kısmı ise Hintli...
"Batı Etkisi"nde de olsa "Iktidar"da;"Islam'ın önemini vurgulayan " "Birleşik Malay Millî Organizasyonu" 'Partisi" var...
"Muhalefet Partileri"nin başında ise "Malezya İslâm Partisi" var."Seçimi kazandığı diyarların halkını;"Şer'î Kanunlarla/Şeriat ile" yönetmekte...
"Malezya Birinci Sınıf Vatandaşları"na "Bumiputra" ismi verilmekte...Vergi ödememekteler ve Üniversitelere imtihansız kayıt olmaktalar.
"Malezya","Ziraî Ürünler";"Orman Ürünleri" ve "Madenler" bakımından da çok zengin bir "Güney-Doğu Asya Ülkesi..."
"Kauçuk, Çay tarlaları, pirinç,muz,hurma, Hindistan cevizi, mısır, patates..."

Yine "Bambu Ağaçları","Orkide"nin iki yüz çeşidi...
Yine "Malezya, kalay üretiminin de 'Dünya Birincisi...' Dünya kalay üretiminin %70'ini temin etmekte...Demir, Boksit,Petrol,Manganez; Altın hakeza...
"Sanayi"de de,"Güney-Doğu Asya Ülkelerİ Arasında" ileri seviyede...
ELHASIL:
"Malezya'da,âleme nizam verilmiş" ve "İ'lây-ı Kelimetullah için Nizâm-ı Âlem Ülküsü", "Hukukîlik" olarak da;"Devlet'çe" gerçekleştirilmiş;'Hakikat"leştirilmiş bile...
"Bersekutu Bertambah"/"Birlik Güçtür" umdesi ile...
Üstelik "Malezya" başta olmak üzere;"Güney-Doğu Asya Ülkeleri" olan "Güney Kore" ile "Tayvan" ile "Singapur" ile de bir hayli "hukuk,refah ve huzur ülkeleri..."
"Şâirler Sultanı"ca bitirirsek:
" Bıçak soksan gölgeme,
Sıcacık kanım damlar.
Gir de bak şu ülkeme;
Başsız başsız adamlar..."
06 MAYIS 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(1): Mehmed Şevket EYGİ;"Malezya'dan Alınacak Ders","Millî Gazete",'Takvimden Yapraklar", 03.10.1997
(2): tr.m.wikipedia.org, Malezya
ne-height:14.5pt;background:white'>(2): Selçuk KÜPÇÜK;"Fatsa Olaylarına "Sağ"dan Bakış Yok"; http://xn--dnyabizim-q9a.com/,07.05.2014. ve Recep KÜÇÜKİZSİZ,"Yeni Bir Kitap: "Devrimci Yol Örgütü ve Fatsa","facebook" hesabı paylaşımı,27 Ağustos 2019
(3): Recep KÜÇÜKİZSİZ, adı geçen paylaşımı
"Yeni FORUM Dergisi"ndeMA

TİPİK "AMERİKAN SİYASÎ KÜLTÜRÜ": "HAKÂRET"

TİPİK "AMERİKAN SİYASÎ KÜLTÜRÜ": "HAKÂRET..."

"Fikirler"mi "tartişılır" yahut "şahıslar" mı?
"Taha AKYOL-Semih YALÇIN" arasındaki "Polemik"i büyük bir "açlık" ve "iştiyâk" ile takip ediyorum.
"MHP'nin Yayın Organı" kapanan "Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" şiarlı "Ortadoğu Gazetesi"ndeki'Kayseri Türk'ü Yıldıray ÇİÇEK" in "Taha AKYOL Yazısı"nı;"Taha AKYOL Dosyası"nı biliyorum...
Hatta "Harun YAHYA/Adnan OKTAR Grubu"nun "Televizyon Kanalı A9"da yayınlanan(Oğlu Mustafa AKYOL ile de ilgili) 'belgesel'leri de biliyorum...
"Bencilleyin bu Müslüman Türk"de; bir yazısında; "-Türkiye'de "Fetullahçılar' hakkında 'telif eser' yazabilecekler arasında olup da hâlâ bile yazmadığından dolayı "şaka ile karışık";'FETÖ'CÜ TAHA AKYOL" 'alt başlığı"/"ara başliğı"nı kullanmıştım..
Fakat 'müstakil telif eser' tadında olmasa da;"Hürriyet Gazetesi"ndeki "bir-iki yazısı"ndan ve bazı eserlerine serdettiği perankende düşüncelerinden dolayı da;"FETÖ'cü" yahut "FETÖ'cü Tetikçi Kalem' "olmadığını" da biliyorum...
TİPİK "AMERİKAN SİYASÎ KÜLTÜRÜ': 'HAKARET LİSÂNI..."
Bu yaşanılan "Polemik"; esasında -şu aralar okuduğum bir kitaptan da mülhemle(*)-bana, "hafif-meşrep bir toplum' da olan:"Anglo-Amerikan Toplumu"ndaki,'Tipik 'Amerikan Siyasî Kültürü"ndeki "hakaret lisânı"nı hatırlattı.
Zikredilen "hegemonik kültür"e göre;"hakaret lisânı", hadi diyelim "mobing yapma","hukukî suç" değil; tamamiyle bir "demokratik hak" olarak da görülüyor...
"Amerikalılar","Fransızlar"a;"Peynir yiyen tembel maymunlar"; "hanım evlatları" diye "hakaret" ederken; "yanar döner"; "dönek"; "sütlü liberal"; "taşkafa"; "b.k çiceği"; "akılsız dişi"; "vesvese kumkumaları"; "geri zekalı";"ağlak";"Enfebi" gibi "hakaret lisanı"nın bini bin para...
Tabii "Amerikalılar" ise "Avrupa'nın Enfebi"si değil de;'Yiğit Kovboy"lar...
"Başkanlık Sistemi Öncesi Tartışmalar"daki "duruş" ve "söylemi"ni bildiğim "Büyük Türk Tarihçisi", Prof.Dr.Edip Semih YALÇIN'ın;"MHP İstanbul Milletvekili" 'kimliği" ile de bugünkü "Türkgün Gazetesi Resmî Web Sitesi"ndeki "cevabî yazı"da da; âdeta "hararet dili"nin; "pardon" "hakaret lisanı"nın bini bin para...
ELHASIL:
Bu "en kutlu gece"de, bu yazımı yazarken; birden aklıma geldi.
"Muharrirler Şeyhi" müteveffâ Ahmet KABAKLI Hoca'mız; bir defasında;"-Şu benim "Temellerin Duruşması"'kitabım hakkında, bir yazmayan Taha AKYOL kaldı", demişti.
Sahi "Bencilleyin Müslüman Türk" olarak; bazı "Islamcılar/Siyasal Islamcılar" gibi;"korkak";"Yozgat'ın Kuzusu" olarak değil de;"titrisiz mütefekkir" olarak tanımladığım "Büyük Türk Düşünce Adam"larımızdan "Yozgatlı" 'Taha AKYOL'; "Temellerin Duruşması" hakkında niye yazmamıştı ki?
Bir ikincisi;"Haricîlik ve Şia"; "Hizbulvahşet" isimli gibi-eksik yazmış olabilirim- eserlerin müellifi olan muhterem Taha AKYOL; ne zaman bir "Sabataist Başterörist Fetullah Orgütü" hakkında bir müstakil "telif eser" de yazmış olacak?
Bir üçüncüsü; "Tercüman Gazetesi" diye hatırladığım "Ülkücü Şehid";'eski "Gümrük ve Tekel Bakanı"mız "Gün Sazak"la ilgili yayınladığı "yazı dizileri"ni,"söz" verdiği hâlde "kitaplaştırmadı." Ne zaman 'kitap" hâline getirecek...?
"Fikre karşı fikir;'kibre karşı kibir..."
Vesselam...
19 Mayıs 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Not:
(*): Alev ALATLI;"All Amerikan He-Man HAFAZANALLAH!-Nasihatname II"; Birinci Baskı; Turkuvaz Medya Grubu,Ağustos 2019, s.481-484

40 YIL ÖNCE, FATSA'DA NELER OLMUŞTU?

40 YIL ÖNCE; FATSA'DA NELER OLMUŞTU?
("ÜLKÜCÜ PENCERE"NİN BAKIŞI)

Müteveffâ Prof.Dr.Aydın YALÇIN'ın "Yeni FORUM Yayınları"ndan çıkan "Vatan Hıyanetinin Anatomisi" isimli kalınca kitabında da; "Ülkücülerin;Ülküdaşların; 'dış desteklerle','dışardan aldıkları paralarla'; arkalarında neredeyse "yedi düvel"in;"yedi devlet"in olduğu bir şekilde","Vatana Hıyanet Etmedikleri"ni de "yazıyor..."
"Allah(c.c.) ve "Tarih" de şahid ki; "1980 öncesi Ülkücüler; "Ülkücü Gençlik";"Milliyetçi-Ülkücü Gençlik"; Türkiye'mizi"İkinci Afganistan" da yaptırtmadılar...
"Mamak Zulüm Kal'aları"nda, bunun "bedeli"ni ödediler...
"Politika'da Şiddet"in, muhtelif sebeplerden; 'kalleşlik puştluklar"dan dolayı ayyuka çıkan "Terör Olayları" ve "Her gün şehid cenazesi kaldırmaktan; parti çalışmalarını bile yapamaz hâle gelmiş", dönemin müteveffâ "Başbuğ Türkeş'li MHP Yılları..."
"15 yaşında tığ gibi bir Türk genci" iken de; çok iyi hatırlıyorum:"-Dönemin Fatsalı Müslümanları,"Cuma Namazı" kılabilmek için de,"Terme Şehri"ne gelirlerdi...
Dönemin "Ünye İlçesi" ise biraz daha sükûnetli idi...
Velâkin dönemin "Fatsa"sı?
"FATSA'DA 5 ADAM"-"DEVRİMCİ YOL ÖRGÜTÜ ve FATSA"

"40 Yıl Önce; Fatsa'da Ne Olmuştu?" suâline "Ülkücü Pencere"den cevap verme gayretinde olan; sadece ve sadece, toplasan "300 sayfalık" iki "kitap"; iki "eser" var:
"Erzurum Ülkücüleri"nden;"Has Dadaş","Has Yiğit"; "Ülkücü Şehidler" sıralamasında, olması gerektiği" istenilen;'Tanrı'nın yarattığı en gariplerden" diye de târif edilen; daha önemlisi; yazdığı "roman"ının "en yakın tanığı"nın da ifâde ettiği üzre;yayınlanmadan önce; "kerelerce okuttu, okudu, anlattı.Sürekli sordu, değerlendirmemizi aldığî" ve "kim vurduya giden Ülkücü Şehid"(1) dediği müteveffâ Selahattin Turgay DALOĞLU'nun; "ilk defa" 1981'de, kendi imkanları ile bastırıp yayinladığı; sonraki yıllarda ise "Burak Yayınevi" gibi dönemin "Milliyetçi Yayınevleri"nce basılıp yayınlanan;"Fatsa'da 5 Adam" kitabı, eseri....
Diğeri ise geçen sene "teknolojik imkânlarla" ve tabiî kendi imkanları ile "100(yüz) adet basılıp, yayınlanan; hâlen hayatta olan; Kürşad BOZHALİLOĞLU'nun "Devrimci Yol Örgütü ve Fatsa" isimli kitap, eser.
Esefle ifâde ediyorum ki; "40 yıl"dan beri;"Ülkücü Pencere"den , dönemin "Fatsa Olayları"nı değerlendiren, sadece ve sadece bu "iki kitap"tan; "iki çalışma"dan; "iki eser"den;"Fatsa'da 5 Adamı", Selçuk KÜPÇÜK; "Devrimci Yol Örgütü ve Fatsa"yı ise Recep KÜÇÜKİZSİZ; âdeta "linç etmiş"; "linçe tabi tutmuş...."
Düşünebiliyor musunuz; "yayın dünyası","youtube dünyası","sosyal medya dünyası", senelerden beri "40 Yıl Önce, Fatsa'da Ne Olmuştu?" suâlini;"Sosyalist Pencere"den;"Marksist Pencere"den ve "Devrimci Pencere"den kelimenin tam anlamı ile "mükemmel propaganda"larla "yıkılırken"; koskoca "Ülkücü Hareket"ten; sadece ve sadece toplasan "300 sayfalık iki kitap"tan öteye geçmeyen "yayın","neşriyat" var..
Öyle ki; bu "iki yayın" da, neticede, yazdıkları yazıları ile önce "İki Ülküdaş" tarafından da, âdeta "linç edilmiş", "linçe tabi tutulmuş..."(2)

NETİCE-İ KELAM
"Erzurum Ülkücüleri"nden olduğunu sonradan kavradığım müteveffâ Selahattin Turgay DALOĞLU'nu;"İTÜ'lü yıllarım"da, takıldığım "Beyazsaray Kitapçılar Çarşısı" çıkışı; "Beyazıd'tan Aksaray'a doğru"; akşam üzeri yürürken; "Laleli Camii Kaldırımları"nda,"kitap satışı yaparken gördüğümü ve bakıştığımızı"; çok iyi de hatırlıyorum.
Tıpkı "Kubbealtı"ndaki "Kahvaltısı"ndan nasiplendiğim;müteveffâ "Necip Fazıl Sevdâlısı" müteveffâ "Hilmi OFLAZ" gibi "standart dışı/aykırı bir şahsiyet görünümü"ne sahipti.
"Sosyalist-Marksist-Devrimci Zihniyetliler"in âdeta "feveran" ettiği; âdeta "linç etmek" istediği; müteveffâ Prof.Dr.Aydın YALÇIN'ın "Yeni FORUM Dergisi Kadrosu"ndan (ki bu fakir de,"Samsun Temsilcisi" olarak da, "ilk defa" bu sebeple de ismi "kitaplara" geçmişti)günümüz "Liberal Düşünce"nin "önderleri"nden, hâlen hayatta olan Prof.Dr.Atilla YAYLA'nın "1987 Doktora Tezi" de olan;'Terör-Terörizm ve Fatsa Örnek Olayı Çerçevesinde Türkiye'de Terör" isimli "çalışması"nı; bir türlü "internet"ten bulup da okuyamadım.
Zamanında,sıcağı sıcağına; dönemin "Yeni FORUM Dergisi"nde yayınlanan; kısaca "Fatsa'da Terör Yazı Dizisi" sayfaları, âdeta "gözümün önüne" geliyor.
"Haftalık", çok sonraları "Aylık" periyotlu "Yeni FORUM Dergisi" ile "Markfosil Marksistler" dahil; bütün "Totaliter Ideolojiler"in pabucu, seviyeli ve ilmî yayınlarla, âdeta dama atılıyordu.
"21. Yüzyıl Türkiye'si Nasıl Olacak?";"12 Eylül Itirafçıları" ile alakalı milliyetperver ve vatanperver, seviyeli "toplantılar" da tertipleniyor;"fikir jimnastikleri" yapılıyordu.
İddia ediyorum ki;"dijital çağ öncesi", Türkiye'miz "fikir/düşünce hayatı"mıza da "FORUM" mefhumunu, kavramını "ilk" kazandıran;"Yeni FORUM Dergisi" idi.
Acaba, kısaca "Fatsa'da Terör" isimli çalışmasında,Prof.Dr. Atilla YAYLA; "Ülkücüler, o süreçte neler yaşadılar? Nelere ve niye karşı çıktılar? Neden hedef oldular? Kendilerini nasıl savundular? Belediye'nin uygulamaya koyduğu çalışmaları nasıl algıladılar? Herkesin birbirini tanıdığı bu küçük şehirde, araya "kan" nasıl girdi?"(3) suâllerinin de cevapları var mıydı ki?
Artık;"Akademi Dünyası",'Doktora Tez"lerini de "kitaplaştırmıyorlar mı?"
Bilhassa "Ülkücü Pencere"nin "Devrimci Yol Örgütü ve Fatsa" isimli "kitabı"ndan; "Sadece "Ülkücü" fikre mensup yüz(100)den fazla insanın, 9 ay içinde katledildiklerini ve aynı sayıda Fatsalı vatandaşların öldürüldüğü"nü; "Nokta Operasyonu Süreci" nde "Devlet'e yardımcı olan Ülküdaşların ise; akabinde yaklaşık 2 ay sonra yaşanılan "12 Eylül 1980 Askerî Darbe" ile "tutuklanıp","idam ile yargılandıkları"nı;"işkençelerden geçirildikleri"ni ve dönemin "Fatsa Askerî Takımı"nın çoğunun ise "DHKP-C"ci olduklarını da; "39 Yıl Sonra"; "Kürşad Nârâları"ndan; "Kürşad Haykırmaları"ndan da öğreniyoruz...
Sahi; "40 Yıl Önce; Fatsa'da Neler Olmuştu?" suâline sahih/doğru cevap ararken;"Ermeni(ci)ler" de "Fatsa Olayları"nda var mı idi, yok mu idi?
"Google Amca"ya yazın bakalım; meselâ,"Kadir İNANIR-Ermeni" ; diye, ne çıkıyor acep ki?
"Hakk'ın Hatırı Âlidir; hiçbir hatıra feda edilmez. Kim kırılırsa kırılsın; yalnız Hakk sağolsun..."
Vesselâm...
26 NİSAN 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(1): Ahmet Haldun TERZİOĞLU,"Yine Bir Erzurum Yazısı:Selahattin Turgay DALOĞLU...";m.orhuntv.com,17.04.2020

(2): Selçuk KÜPÇÜK;"Fatsa Olaylarına "Sağ"dan Bakış Yok"; http://xn--dnyabizim-q9a.com/,07.05.2014. ve Recep KÜÇÜKİZSİZ,"Yeni Bir Kitap: "Devrimci Yol Örgütü ve Fatsa","facebook" hesabı paylaşımı,27 Ağustos 2019
(3): Recep KÜÇÜKİZSİZ, adı geçen paylaşımı
"Yeni FORUM Dergisi"nde