Toprak Kayıpları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Toprak Kayıpları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2019 Çarşamba

"ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN" DÖNEMİ 'TOPRAK KAYIPLARI'NA,NECİP FAZIL KISAKÜREK'İN BAKIŞI...

“ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN” DÖNEMİ ‘TOPRAK KAYIPLARI’NA,
NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN BAKIŞI…


Benim “1965 Nesli” de, neticede, “acaip” bir şekilde yetişmiş olmalıyız…
“Millî Tarih Şuuru” açısından bile “ne de çok bilemediğimiz ‘Tarihî Hakikatler’imiz varmış…’

“Bu Ülke”de, “Lozan Sulh Bayramı/Lozan Günü” ismi ile ‘tabu senedi’miz olan “Lozan”ın,23(yirmi üç) sene ‘Millî Bayram’ olarak kutlandığı ve ‘Tek Başına İktidar’ olan “Demokrat Parti İktidarı”nca ‘yasaklanarak kaldırıldığı’nı, daha iki-üç gün önce öğrendik.(1)

Kaldı ki, benim “1965 Nesli”mde, ekseriyetiyle “Ulu Hakan Dönemi Toprak Kayıpları ‘Tarihî Hakikati’ni,’Millî Tarih Şuuru’ olarak da anlaması ve kavraması ise neredeyse koca bir “elli(50) sene”, koca bir “yarım asır sonra” oldu…

“Dargın Bozkurtların Başbuğu” rahmetli Hüseyin Nihal ATSIZ’ın “Gök Sultan” dediği; Türkiye’mizdeki “Muhafazakâr-Mukadesatçı” hattâ “İslamcı/Siyasal İslamcı/Müslümancı” kitle ile “Büyük Doğu Hareketi”nin, kısaca rahmetli “Kumandan”ın ‘İBDA-C’sinin de “baş tacı” ettiği rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in ise “Ulu Hakan” dediği rahmetli “İkinci Abdülhamîd Han” ‘dönemi’ ‘toprak kayıpları’ ile alakalı,çoğu “araştırma” ağırlıklı, neredeyse 10(0n) adet yazı yazdım:

1-    “Resmî Tarihçiler” de, “Gayr-ı Resmî Tarihçiler” de ‘Gerçekci’ Değiller…(2)
2-    “Payitaht Abdülhamîd” Dizi Filmi Üzerine, İki Mühim İkâz…(3)
3-    “Hüküm Dergisi”, İlmî Değerini Kaybediyor…(4)
4-    “Varan2: “Kudüs Mes’elesi”nin Sorumlusu Abdülhamîd’dir…(5)
5-    “Varan 3: “Samsun’da 50(elli) Bin Tütün Üreticisi Köylü,”Kolcular/Duyün-u Umumiye Reji İdaresi”nce Katledildi…(6)
6-    “Sultan 2. Abdülhamîd Han Dönemine Ecmel/ Çok Şümûllu Bakış: ‘Bilinmeyen Osmanlı’ da,’Sorularla Osmanlı İmparatorluğu’ da ‘Tarihî Hakikatleri’ Ortaya Koyuyor…(7)
7-    “İlk Turancı Padişah Sultan Abdülhamîd”…(8)
8-    ‘Diriliş Postası’ İlk Sayfa Paylaşımı…(9)
9-    “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde), ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya Başlanılan Padişahımız Sultan Abdülhamid-î Sâni Han”…(10)
10-                      “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde) ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya Başlanılan Padişahımız Merhum Sultan Abdülhamid-î Sâni Han-2”…(11)



Ve  “Sultan’üş Şuara/Şairler Sultanı” merhum Necip Fazıl KISAKÜREK hakkında yazdığım ‘son’ “araştırma yazı”m ise “Necip Fazıl KISAKÜREK ve “M. Kemal Mes’elesi”-“Atatürk Mes’elesi…”(12)

                              “ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN”-1943’LERE KADAR

Ve “Bu Ülke”de, hadi diyelim 1918’lerden 1943’lere kadar, “Gök Sultan”ın, “Ulu Hakan”ın, merhum Sultan Abdülhamid-î Sâni Han’ın, “İkinci Abdülhamîd Han”ın ‘konuşulması”, ‘yazılması’, ‘fikirler, düşünceler camiası”nda ‘tartışılması’, “gündeme getirilmesi” âdeta “men edilmiş”, âdeta “yasaklanmış…”

Bilhassa ‘Demokrasi Bayramı” da denilen “14 Mayıs 1950”lerdeki, “Tek Başına İktidar” dönemimiz de olan; “Demokrat Parti İktidarı Dönemi”ne kadar…

Biliyorsunuz, “Bozkurt Atatürk”, “Başbuğ Atatürk” olmadan önce rahmetli “Mustafa Kemal Paşa” da, tıpkı günümüz sözde “Risale-i Nur Talebeleri”nin ‘rol modeli” rahmetli “Bediüzzaman” da, “Devr-i Hamîd/Hamîd Devri”nde “hapishanelere” atılmıştı…

“ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN” DÖNEMİ “TOPRAK KAYIPLARI MES’ELESİ”NE NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN BAKIŞI


Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, “İkinci Abdülhamîd Han” ile alakâlı kendi târifi ile “Ulu Hakan” ile alakâlı iki esere, iki kitaba imzasını atmış bir “sıfatsızlar sıfatı” şahsiyet:

Biri, “İlk Basım Tarihi 1965” olan “ULU HAKAN-İkinci Abdülhamîd Han” isimli eseri; diğeri ise “1976’da Kültür Bakanlığı Yayınları”ndan çıkan ve “Tiyatro Eserleri”ni ihtiva eden “Abdülhamîd Han” isimli ‘tiyatro eseri…”

Ve “Ulu Hakan” Dönemi ‘Toprak Kayıpları Mes’elesi’”nde, Türkiye’mizdeki “Muhafazakâr-Mukaddesatçı” kesim ile “İslamcı/Siyasal İslamcı/Müslümancı” kesimin ekseriyetinin “zihniyetlerini formatlayan” eseri ise “Ulu Hakan-İkinci Abdülhamîd Han”(13) isimli eseri, kitabı…

“Ulu Hakan” Dönemi ‘Toprak Kayıpları Mes’elesi’ne Necip Fazıl KISAKÜREK’in “nokta-i nazarı”, “bakış açısı”, “bakışı” ise şöyle hülasa edilebilir:


1-“Osmanlı Padişahları içerisinde, en büyük toprak kaybımız, Sultan Abdülhamid-î Sâni Han/Sultan İkinci Abdülhamîd Han döneminde oldu. Toplam Yüzölçümü: 1.592.806 (bir milyon beş yüz doksan iki bin sekiz yüz altı)kilometre kare…Neredeyse Türkiye’mizin yüzölçümünün iki büyüklüğünde”ki “toprak kaybı hakikati”ne; âdeta “Abdülhamîd’den evvel” diye yazarak bakışı…Dönemin ‘Osmanlı Devleti’,’Devlet’ “Esir”di, “Esir Devlet”ti bakışı…(14)

2- “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”ın ‘elinden bir şey gelmezdi” bakışı..Çünkü “Devlet Dizgini” elinde değildi bakışı…(15)

3-“Henüz tahtında oturma şeklini bile ayarlamaya vakit ve imkân bulamamış olan Abdülhamîd” ifadesinde bulan bakışı…(16)

4- “…Asla  kendi eseri olmayan böyle bir vaziyet…”(17) Yani “Toprak Kayıpları”nı kucağında bulmuştu bakışı…

5-“Evvel ki İktidara”, “Mithat Paşa Dönemi”ne ‘kabahati’ yükleyici; “Kendinden evvel ki siyaset, memleketi bu çıkmaza sürüklemişti”(18) ‘nokta-i nazar”ı, “bakış açısı”, “bakışı…”

Yani “toprak kayıpları”, “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”ın eseri değildi bakışı, zihniyeti…
6- “Neticede Osmanlı Avrupasından 166 bin kilometre kare toprakta 5 milyona yakın nüfus, Anadolu’dan da 46 bin kilometre kare toprak ve 1 milyon nüfus kaybediliyor, fakat İmparatorluk mahfuz bulunuyordu”(19) bakışı…

Elde-avuçta sadece “Anadolu” kalmış olsa bile “33 senede İmparatorluk mahfuz tutuldu, İmparatorluk korundu”( 20 )   bakışı…


Yani Necip Fazıl KISAKÜREK, “33 senelik Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” döneminde “toprak kayıpları yaşanmadı” demiyor, velâkin neticede “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”a, âdeta “Osmanlı’ya Toz Kondurtulmaz” dercesine, asla ve kat’a “toz kondurtmuyor…”

Meselâ, “Kıbrıs Gitti Kıbrıs” ‘acı ve katı hakikati’ne; “Abdülhamîd, çok güç mevkideydi: Bir yanda Rus ordusu, öte yanda İngiliz donanması.Adeta örs ile çekiç arasında kalmıştı. Neticede Kıbrıs’ı feda etmekten başka çare yoktu…

İşte Kıbrıs, Devletinin en mustarip zamanında tahta çıkan Abdülhamîd’in, belki o zamanın şartlarına göre en isabetli kararıyla elden böyle çıkarıldı; fakat o günden bugüne dek de onu tekrar anavatana iade edecek enerjik bir politikaya da şahit olamadı…”(21) bakışı…

Yani neticede, Kıbrıs’ın İngilizlere verilişi,” belki o zamanın şartlarına göre en isabetli karar…” bakışı…

“Girit Gitti Girit…” dedirten ‘toprak kaybı’mıza bakışı da hemen hemen aynı:” Fakat vaziyet o kadar nâzik ve Pâdişahın devraldığı şartlar o derece kötüydü…”(22)

Ve tabii “Devlet Dizgini”ni eline alamamış “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” evvelindekilerin, öncesindekilerin “kabahati” bakışı…(23)


“ULU HAKAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN” ve “TOPRAK KAYIPLARI”

Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” isimli eserinde, öyle “33 senelik ‘Devr-i Hamîd/Hamîd Devri”nde, “bir karış bile toprak kaybı hadisesi yaşanmadı”, demiyor…

“Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han Dönemi“,Devlet-i Âliyeyi Osmaniye”/Âli Osmanlı Devleti”mizdeki “toprak kayıpları”nı, neticede ‘çatır çatır yazıyor”, “çatır çatır yazmış…”

Yandaki alakâlı haritalarda da gördüğünüz üzre; “Osmanlı Avrupası”ndak “toprak kayıpları”ndan; “Tunus Gitti Tunus”; “Mısır Gitti Mısır”; “Yemen Gitti Yemen” vesaire dedirten “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han Dönemi Toprak Kayıpları”nı, açık açık yazmış…

Bilhassa kesif bir şekilde, yoğunluklu bir şekilde, “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han”(24) isimli eserinin, kitabının “İkinci Fasıl: İLK YILLAR” kısmı ile yani bilhassa sayfa 84’den 171’e kadar olan kısımlarda, “Tarihî Hakikat” olarak yazmış ve “bakış”ına, o şekilde ortaya koymuş bir “mütefekkir-i ismet/namuslu mütefekkir”, bir “münevver-i ismet/namuslu münevver” şahsiyet…

Alakâlı eserinin ileri ki sahifelerinde de, “”Balkanlar”, “Girit Ve…”,”Yemen ve Akabe”(25) ‘başlıkları’ ile de dile getirmiş…


                                        “MİLLİYETÇİ PADİŞAH”


Neredeyse Türkiye’mizin bütün “Muhafazakâr-Mukaddesatçı” kesim ile bilumum “İslamcı-Siyasal İslamcı-Müslümancı” kesimin;bilhassa” Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han Dönemi Toprak Kayıpları Mes’elesine Bakışları” hususunda, âdeta “El Kitabı” olan rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’İn “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han “isimli “kitap”da, eserde, merhum “İkinci Abdülhamîd Han”, aynen yukarıdaki başlık ile “Milliyetçi Padişah” ile de târif ediliyor…

Niye?


Rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” isimli kitapda, eserde, hem de üç farklı yerde, merhum “İkinci Abdülhamîd Han”ın “Türklük Şuuru”ndan, “Unutmayınız ki, ben de Türk’üm!” ‘anekdot’undan,“Türkçü Padişah”, “Milliyetçi Padişah” olduğundan da bahsediliyor,vurgulanıyor.(26)

Çünkü, kendisini muhafaza edecek olan ‘Muhafızları’, “Söğütlü Bölüğü”nü, “Söğütlü Maiyet Süvari Bölüğü”nü; Bilecik Söğüt taraflarına yerleşen Karakeçili Oymağından devşirilme ‘saf Türk’lerden” seçen (27) merhum “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han…”

Hattâ bu sebepten rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK, şöyle yazar: “-Söğütlü Bölüğünün mânâsı ,”Zat-ı Şahane”nin millet ve milliyetçilik ölçüsünü pırıldatmaktadır….

Hayatının korunmasını bunlara teslim etmiş Sultan, Söğütlü Bölüğü hakkında şöyle derdi:

-         Onlar benim öz hemşerilerimdir.
İşte binbir çeşit içinde Abdülhamîd’in gerçek çeşidi ve Türkçü görüşü…”(28)

Ve “Yakından Abdülhamîd” başlıklı “Dördüncü Fasıl”da, “Milliyetçi Padişah” başlığını da atmaktan çekinmez.

“- Milliyetçi…
Evet, Abdülhamîd Han, milliyetçi bir Padişahtı ve bu duygusunu , esas bildiği ümmetçilik ruhunu örselemeksizin, aynı ruha tâbi kılarak muhafaza etmenin sırrına ermişti…”(29)

Ve yine “meşhur anekdot”a; “Bir Arnavut Zabiti’nin bir Türk Bahçıvanına, “Pis Türk!” demesini ‘yediremeyen’ Sultan İkinci Abdülhamîd Han; o ‘Arnavut Zabiti”ne, o ‘Arnavut Subayı’na ‘vakıâyı seyrettiği penceresinden’ şöyle seslenir:
“- Unutmayınız ki, ben de Türk’üm!...”(s.30)

NETİCE-İ KELAM:

Elhasıl, “1918-1943” seneleri arası, hattâ “1918-1950 ve 1952” seneleri arası ‘konuşulması’,’tartışılması’, ‘gündem’ e getirilmesi âdeta ‘men edilmiş’, ‘yasaklanmış’ “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” sonrası ile güyâ alınan “rövanş”ın da ‘mikyas’ı, ‘ölçüsü’ kaçırılınca, “İfratlar Şekline Bakışlar” ile “Tefritler Şeklindeki Bakışlar “ ile rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK’in ifâdesi ile “Abdülhamîd taraflısı yayınların modalaştığı bu günlerde” bile(s.31); bundan önceki bilhassa “Araştırma Yazıları”mızda da ortaya koymaya gayret ettiğimiz “Osmanlı Padişahları içerisinde, en çok toprak kaybettiğimiz Padişahımız Sultan Abdülhamîd-i Sâni Han dönemi olduğu ‘Tarihî Hakikati…’ Bir milyon beş yüz doksan iki bin sekizyüz altı bin kilometre kare(1.592.806 kilometre kare…)”

Yine “Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han” isimli eserini şu cümle ile bitiren rahmetli Necip Fazıl KISAKÜREK vâri, biz de bu “Araştırma”mızı, aynı cümle ile bitirelim:

“ABDÜLHAMÎD’İ ANLAMAK, HERŞEYİ ANLAMAK OLACAKTIR.”(s.32)

Vesselam…

Terme, 24 Temmuz 2019

İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci


Dip Notlar:

(1): Sinan MEYDAN, “Lozan Barış Bayramı, Nasıl Yasaklandı,Nasıl Unutturuldu?”,www.sozcu.com.tr, 22 Temmuz 2019
(2): İsmet GÜLTEKİN, “Resmî Tarihçiler” de, “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de, ‘Gerçekçi’ Değiller,7 Ağustos 2017, “Terme Birlik MEFKÛRE”,”Millî Mefkûre” ve “Mefkûre Adamları” isimli ‘blog’larım…
(3): İsmet GÜLTEKİN, “Payitaht Abdülhamîd” Dizi Filmi Üzerine İki Mühim İkâz”, 13 Kasım 2017, adı geçen ‘blog’larım
(4): İsmet GÜLTEKİN, “Hüküm Dergisi’de İlmî Değerini Kaybediyor”, adı geçen ‘blog’larım…
(5): İsmet GÜLTEKİN, “Varan 2: “Kudüs Mes’elesinin Sorumlusu Abdülhamîd Han’dır”, ‘Paylaşım’,Muharrem BAYRAKTAR, Yeni MESAJ Gazetesi,17 Aralık 2017
(6): İsmet GÜLTEKİN,”Varan 3 : Samsun’da 50(elli) Bin Köylü, ‘Kolcular/Düyun-u Umumiye Reji İdaresi”nce Katledildiler”,18 Aralık 2017, adı geçen ‘blog’larım…
(7): İsmet GÜLTEKİN,”Sultan 2. Abdülhamîd Han Dönemine Ecmel /Çok Şümullu Bakış: ‘Bilinmeyen Osmanlı’ da, ‘Sorularla Osmanlı İmparatorluğu’ da, ‘Tarihî Hakikatleri’ Ortaya Koyuyor”, 31 Aralık 2017, adı geçen ‘blog’larım…
(8): İsmet GÜLTEKİN,”İlk Turancı Padişah Sultan Abdülhamîd”, ‘Paylaşım’,Ahmet KABAKLI, 6 Şubat 2018, adı geçen ‘bolg’larım…
(9): İsmet GÜLTEKİN, ‘Paylaşım’, “Diriliş Postası İlk Sayfa”, 16 Şubat 2018, adı geçen ‘blog’larım…
(10): İsmet GÜLTEKİN, “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde) ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya Başlanılan Padişahımız Sultan Abdülhamîd-i Sâni Han”, 18 Şubat 2018, adı geçen ‘blog’larım…
(11): İsmet GÜLTEKİN, “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesinde(Yıldönümünde) ‘Tarihî Hakikati’ Anlaşılmaya ve Kavranılmaya  Başlanılan Padişahımız Merhum Aldülhamîd-i Sâni Han-2”, 24 Şubat 2018, adı geçen ‘blog’larım…
(12): İsmet GÜLTEKİN, “Necip Fazıl KISAKÜREK ve “M. Kemal Mes’elesi”-“Atatürk Mes’elesi”, Temmuz 2019, adı geçen ‘blog’larım…
(13): Necip Fazıl KISAKÜREK, “ULU HAKAN “İkinci Abdülhamîd Han””, Büyük Doğu Yayınları, 27. Basım/Şubat 2018, İstanbul
(14): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eseri, s.84 ve 85
(15): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eser, s. 98
(16): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eser, s.98
(17): Necip Fazıl KISAKÜREK, adı geçen eser,s.167
(18): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.170
(19): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.168
(20): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.193
(21): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s.170 ve 171
(22): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.188
(23): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.170
(24): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.84-171
(25): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.281,290 ve 303
(26): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s.186,343 ve 383
(27): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.186
(28): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.186 ve 187
(29): Necip Fazıl KISAKÜREK,a.g.e., s.343 ve 344
(30): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s.344
(31): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e., s.5

(32): Necip Fazıl KISAKÜREK, a.g.e.,s. 643

11 Temmuz 2018 Çarşamba

VEFÂTININ 100.SENEY-İ DEVRİYESİNDE, "TARİHÎ HAKİKATİ" ANLAŞILMAYA ve KAVRANILMAYA BAŞLANILAN SULTAN ABDÜLHAMİD-Î SÂNİ HAN

VEFÂTININ 100. SENEY-İ DEVRİYESİNDE(YILDÖNÜMÜNDE),
“TARİHÎ HAKİKATİ”
ANLAŞILMAYA ve KAVRANILMAYA
BAŞLANAN PADiŞAHIMIZ:
SULTAN ABDÜLHAMİD-Î SÂNİ HAN

Ömrümüzün elli senesinde ‘aldatıldığımız ve kandırıldığımız’ veya ‘farkına’, ‘şuuru’na varamadığımız merhum 34. Osmanlı Padişahımız “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Hakikati”ni; “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Dönemi Tarihî Hakikati”ni; nihayet “Vefâtının 100. Seney-i Devriyesi(Yıldönümü)nde”, “efkâr-ı umumiye/fikirler, düşünceler câmiası” ile de beraber ‘anlamaya, kavramaya, farkına ve şuuruna varmaya” başladık.
“Resmî Tarihçiler”imiz de; “Gayr-i Resmî Tarihçiler”imiz de ‘Gerçekci’ Değiller” dedirten merhum “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Dönemi Tarihî Hakikatler”; ‘Vefâtının 100. Seney-i Devriyesi(Yıldönümü)nde”, bilhassa da “Siyasî İslamcı/İslamcı”larca da yavaş yavaş ‘gazete ve tv yayın organları”nda ‘yazılmaya’ ve ‘yüksek sesle dillendirilmeye’ de başlandı…
“DERİN TARİH DERGİSİ” MERHUM “SULTAN ABDÜLHAMİD-İ SÂNİ HAN DÖNEMİ TARİHÎ HAKİKATİ”NDE ‘TENAKUZ’LAR SERGİLESE DE…
“Vefâtının 100. Yıldönümünde Rahmetle ve Hasretle ABDÜLHAMİD’SİZ YÜZYIL” ‘kapak mevzû’lu “Şubat 2018” tarihli ‘Özel Sayısı’nda ise merhum “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Dönemi Tarihî Hakikatler”in en başında gelen “Toprak Kayıpları Mes’elesi’nde ‘tenakuz’lar, ‘çelişkiler’ sergilese de, hâlâ ‘netleşemese’ de…

‘Cumhuriyet Tarihimizin En Büyük İşgâl Girişimi’ni gerçekleştirmiş olan malûm ‘cemaati’; bendenizin tabiri ile ‘Mürted Cemaati’ ‘övücü’ ‘eserleri’ de olan ‘Şanlıurfalı Mustafa ARMAĞAN’ ‘idaresindeki ‘Derin Tarih Dergisi’;’Mustafa ARMAĞAN’ ‘imzası’ altında,hâlâ tıpkı sözüm ona ekser ‘Mukaddesatçı Kesimler’ gibi, meşhur bilinen nâmları ile “Siyasî İslamcı/İslâmcılar Kesimi” gibi; merhum “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Dönemi Tarihî Hakikatler”in başında gelen “Toprak Kayıpları Mes’elesi”nde “Tarihî Hakikatleri” ‘yazılı ve yüksek sesli dillendirememenin ıstırabını’ yaşamaya devam ederken; ‘tenakuzlar’dan da, ‘çelişkilerden de’ kurtulamıyor. ‘Derin Tarih Dergisi’nin mezkûr ‘özel sayısı’nın ‘takdim yazısı’ olan;“Sadağımızdaki Son Altın Oktun Sen” başlıklı yazısında; “Toprak Kayıpları Mes’elesi”ni; “Ne olduysa o düştükten sonra oldu”(1) cümlesi ile hülâsa etti: “Ne olduysa o düştükten sonra oldu. Pamuk ipliğiyle de olsa bağlı tutmaya çalıştığı vatan parçaları Bosna-Hersek, Bulgaristan, Girit Meşrutiyet’ten sonra peş peşe düştü.Sıra Afrika’daki son toprağımız Trablusgarp ve Bingazi’ye, yani bugünkü Libya’ya dayandı.
1912 yılı bir başka ve daha ağır hezimete tanıklık etti: Balkan toprakları, bir ara Edirne dahil elimizden çıktı. Daha nefes almaya fırsat kalmadan Cihan Harbi ve dört senede bozuk para gibi harcanan her biri bir ülke büyüklüğündeki vatan parçaları peş peşe işgâle uğradı.”(2)

“Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı” isimli eserini de hatırlatan ARMAĞAN; ‘Sen düştün; düştü siperimiz’ ‘tesbit’ini de hatırlattı.(3)
Velâkin “Derin Tarih Dergisi”nin “Abdülhamid’siz Yüzyıl” ‘özel sayısı’nın ilerleyen sahifelerindeki ‘Sultan Abdülhamid Şifresi’ (4) başlıklı bir başka yazısında ise; “Tarikat-i Muhammedî/Muhammedî Yol”un sadece ‘şube isimleri” olarak da târif edilen; hem “Şazelî Tarikatı”ndan; hem “Kadirî Tarikatı”ndan; hem de “Nakşibendî Tarikatı”ndan olduğu bilinen merhum 34. Osmanlı Devleti Padişahımız ‘Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Dönemi Tarihî Hakikatler’in en başında gelen “toprak kayıpları mes’elesi’nde, bu sefer, mezkûr yazısının daha ‘ilk paragrafı’nda ise şunları yazdı: “Tam 33 yıl süren ve Sultan IV. Mehmed’den sonra ki en uzun süreli hükümdarlığı sırasında en ağırı 93 Harbi’nde olmak üzere bazı toprak kayıpları yaşanmış olmasına rağmen…”(5)
“SİYASÎ İSLAMCILAR/ İSLAMCILAR” veya NÂM-I DİĞER “MUKADDESATÇILAR” DA “TARİHÎ HAKİKATLERİ”, BİR ASIR GEÇİKMELİ DE OLSA ‘YÜKSEK SESLİ DİLLENDİRMEYE’ BAŞLADILAR

Esasında, zâten “Osmanlı Devletimizin 700. Kuruluş Seney-i Devriyesi(Yıldönümü)nde, “Osmanlı Araştırma Vakfı”nca (OSAV)neşredilen “Bilinmeyen Osmanlı”(6) isimli eser ile “yüksek sesle dillendirmişler”di…”İlk yazan ve dillendiren”, merhum Şevket Süreyya AYDEMİR’den seneler sonra da olsa…
“Siyasî İslamcılar/İslamcılar”ın veya nâm-ı diğer “Mukaddesatçı Cenâh”ın; merhum “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han”ın ‘Vefâtının 100.Seney-i Devriyesi(Yıldönümü)’nde yaptıkları neşriyatı ve “TV yayınları”nı, mütemadiyen takip etmeye gayret eden biri olarak ifâde edebilirim ki; neredeyse “Bir Asır Geçikmeli” de olsa; mezkûr ‘dönem’in en büyük ‘Tarihî Hakikati’ olan ‘Toprak Kayıpları Mes’elesi’ne ‘kafa yormaya başlamaları”dır..
“ÜLKE TV”de ‘canlı’ yayınlanan programda; hem de ‘alt yazılı’ ifâdelerle; “Vefâtının Yüzüncü Yılında Abdülhamid Han” başlığı”na; “Toprak Kayıpları Mes’elesi” de yazmaya ve “anlamaya, kavramaya, farkına varmaya, kafa yormaya, tartışmaya, yüksek sesli dillendirmeye” de başladılar…(6)
“Hakk’ın hatırı âlî’dir. Hiçbir hatıra fedâ edilmez. Kim kırılırsa kırılsın, yalnız Hakk sağolsun” düstûru nokta-i nazarından da, elbette “bir asır geçikme ile” de olsa ‘sevindirici’ bir hâl…
“Hakikatleri setretmek, gizlemek, örtmek, saklamak”, ‘kâfirlik’ değil miydi zaten!?
Gecenin yarısını geçen “Uyku Vakti”ndeki mezkûr ‘tv kanalı’nın ‘akıllı telefonuma’ kaydettiğim yarım saati bulan ‘video kaydımı’ da istifâdenizi sunuyorum. Tamamını ise ‘dijital çağ’ da seyredememek diye bir ‘mes’ele’ yok zâten…

ELHASIL:
“Türk Tarihi’nin En Büyük Anti-Siyonist Devlet Adamı Şahsiyeti” olarak da ‘takdim’ edilen; merhum “Sultan Abdülhamid-i Sâni Han Dönemi”ne ait daha başka “Acı ve katı hakikatler” dedirten “Tarihî Vakıalar” da var elbette..Meselâ, Samsun’da, ‘Düyun-u Umumiye’ uzantısı; halk arasında bilinen ismi ile ‘Kolcular’ın âdeta ‘katliam’ına marûz kalan ‘tütün üreticileri mes’elesi’ gibi…
Günümüzde neredeyse “Üçüncü Sultan Abdülhamid Han Dönemi” diye ‘târif’ edilen; mevcut siyasî iradenin ‘dönemi’nde bile;”tarihî hakikat” olarak; ’18 Ege Adaları Mes’elesi’nde de ‘toprak kayıpları’ yaşanmaya başladığı da; maateessüf bir ‘vakıa’dır vesselam…

Terme, 18.Şubat.2018
İsmet GÜLTEKİN
Araştırmacı-Yazar ve Öğretmen
metgultekin@hotmail.com

Dip Notlar:
(1): Mustafa ARMAĞAN, “Sadağımızdaki Son Altın Oktun Sen”, Derin Tarih Dergisi, ‘Abdülhamid’siz Yüzyıl’ Özel Sayı, Sayı71, Şubat 2018, s.1
(2): ARMAĞAN, adı geçen yazı
(3): ARMAĞAN, adı geçen yazı
(4): Mustafa ARMAĞAN, ‘Sultan Abdülhamid Şifresi’, adı zikredilen dergi, s.46
(5): ARMAĞAN, ‘Sultan Abdülhamid Şifresi’, adı zikredilen dergi, s.46
(6): ÜLKE TV, “Vefâtının 100. Yıldönümünde Abdülhamid Han” programı, 16-17 Şubat 2018, saat: 01:00-02:00

31 Aralık 2017 Pazar

"BİLİNMEYEN OSMANLI" DA, "SORULARLA OSMANLI İMPARATORLUĞU" DA, "TARİHÎ HAKİKATLERİ" ORTAYA KOYUYOR...

SULTAN 2. ABDÜLHAMİD HAN DÖNEMİNE ECMEL/ÇOK ŞUMÛLLÜ BAKIŞ:

“BİLİNMEYEN OSMANLI” DA, “SORULARLA OSMANLI İMPARATORLUĞU” DA, “TARİHÎ HAKİKATLERİ” ORTAYA KOYUYOR…



Bu zamana kadar, bazılarının ‘Gök Sultan’ ve ‘Ulu Hakan’ dediği, ‘Fransız Mason Tarihçi’nin ise ‘Kızıl Sultan’ dediği, “Devlet-i Aliyeyi Osmaniye/Yüce Osmanlı Devleti”mizin “en uzun süre Padişahlık yapmış” Sultan 2. Abdülhamid Han ile alakalı üç adet ‘araştırma yazısı’ ile iki “hatırlatıcı” yazı yazdım:
1-      “Resmî Tarihçiler” de, “Gayr-i Resmî Tarihçiler” de, ‘Gerçekçi’ Değiller
2-      “Payitaht Abdülhamid” Dizi Filmi Üzerine İki Mühim İkâz!!!
3-      “Hüküm Dergisi” de İlmî Değerini Kaybediyor!
4-      Varan: 2 Sultan 2. Abdülhamid  Han Döneminde Filistin’e Yerleşen Yahudiler Gerçeği
5-      Varan 3: Sultan 2. Abdülhamid Han’ın ‘Günah Galerisi’nden: Samsun’da 50(elli) Bin Tütün Üreticisi Köylü, “Kolcular”, “Duyün-ı Umumiye” Reji İdaresince Katledildi

Bu “araştırma” yazılarımı,bâhusus/bilhassa, hele de günümüzde “Z Nesli” diye tarif edilen, ikibinli seneler sonrası doğmuş olan “Dijital Çağ’ın Nesilleri” de “Tarihî Hakikatleri”; “X Nesli” de denilen “1980 Öncesi Nesiller” gibi “yarım asırlık bir geçikme” ile öğrenmesinler, diye kaleme aldığımı ifâde edebilirim…
  Mes’ele;“mazi”nin ve “hâl”in hâdiselerine; “bütüncül”, “şumûllü”, “çok daha kapsamlı” yani “ecmel bakış” ile “cihet-i sitte/altı cihet”ten, “her cihet”ten bakabilmek; netice de “sahih bilgi” ye, “doğru bilgi”ye sahip olarak; “istikbâl”e, “geleceğe” muhkemce/sağlam bir şekilde uzanabilmek…

             “BİLİNMEYEN OSMANLI”-SULTAN 2. ABDÜLHAMİD HAN DÖNEMİ ‘TOPRAK KAYIPLARI’ MES’ELESİ

“Osmanlı Devleti’nin 700. Yılı” hâtırasına ‘Osmanlı Araştırmaları Vakfı’nca neşredilen “Bilinmeyen Osmanlı”(1) isimli eseri ,zamanında hararetle okumuştum. “Suâl-Cevap” metoduna göre hazırlanmış eseri okuyup bitirdiğimde ise tabiri caizse “ezber bozucu bir eser” diye düşünmüştüm. “303 suâl 303 cevab”ın yer aldığı eserde; “33 senelik saltanatı döneminde bir karış toprak kaybı yaşanmadı, yalanı”na dair “müstakil bir suâl” olmadığı hâlde; “Sultan 2. Abdülhamid Han Dönemi Toprak Kayıpları Hakikati”-ki Osmanlı Devleti tarihi boyunca en fazla toprak kayıplarının yaşandığı Padişah dönemidir; birbuçuk milyon kilometrekarelik yüzölçümü aşan Osmanlı toprağı kayıpları gerçeği- mes’elesi şöyle izah edilmeye çalışılmış:
a)      II. Abdülhamid’in Birinci Saltanat  Devresinde(31.08.1876-13.02.1878)-ki Kızıl Moskof ile yapılan ‘ 93 Harbi’bitimine kadar- Mithat Paşa ve ekibi daha müessir, daha faal, daha etkin idi. Bu sebeple “Tarihçilere göre bu bir buçuk yıllık devreden II. Abdülhamid sorumlu değildi.”(s.266)
“Nasıl sorumlu değildi? Hangi tarihçilere göre sorumlu değildi?”, dedirten “suâl”ler…
“II. Abdülhamid’in İkinci Saltanat Devresi= Şahsî  İdare Devri(13.02.1878-27.04.1909) ‘nde ise imzalanan 13.07.1878 tarihli Berlin Muâhedenâmesi neticesi, ‘Osmanlı Avrupa’dan tasfiye edildi.”Romanya, Sırbistan,Karadağ, Bosna-Hersek, Bulgaristan elden çıktı. Gitti…(s.267)
Yani “Bilinmeyen Osmanlı” isimli eserde, “Sultan 2. Abdülhamid Han Dönemi Toprak Kayıpları Hakikati”, ‘müstakil bir suâl’ ile değil de, tabiri caizse “muğlak”ca izah edilme yoluna gidilmiş, dedirtiyor…
“Mısır gitti Mısır…” “Girit gitti Girit…” dedirten sahifeler.(s.267)
“İkinci Meşrutiyet”in ilânı sonrası meydana gelen “İç Kargaşa” neticesi, “Bulgaristan gitti Bulgaristan…Bosna-Hersek gitti Bosna-Hersek…” dedirten sahifeler…(s.268)

“Kızıl Moskof”un İstanbul-Yeşilköy’e kadar sokuluşu.”Tam bir İntihar Antlaşması” diye târif edilen, Mart 1878’de imzalanan ‘Yeşilköy-Ayastefanos Antlaşması…”Berlin Muâhedenâmesi”ni kabul ettirmek şartı ile Kıbrıs’ın İngiltere’ye taviz olarak verilmesi.(s.274) “Kıbrıs gitti Kıbrıs…”
“Bilinmeyen Osmanlı” da, “Sultan 2. Abdülhamid Dönemi Toprak Kayıpları, Mithat Paşa ve Ekibi döneminde gerçekleşti.”(s.274) demeye getiriliyor.
Halbu ki, “idareyi tek başına eline aldığı devir” de, “Devr-i İstibdâd/İstibdâd Devri”nde de, yahut merhum Bediüzzaman’ın “tesbit”i ile “mecburî, cüz’i, hafif istibdâd”(s.275 ve 288) devrinde de “toprak kayıpları” yaşanmış..
“Kendinden önceki padişahlardan farklı olarak , Şâzelî tarikatına intisap eden Abdülhamid, 1879’da itibaren Kadirî tarikatının derslerini almaya başlamış ve ömrünün sonlarına doğru Nakşîbendi tarikatına da intisap eylemiş”(s.265) olması, “dönemindeki toprak kayıpları hakikatini” değiştirmiyor. Hem de “Osmanlı Devleti Padişahları içerisinde en fazla toprak kayıplarının yaşandığı-1,5 milyon kilometre karelik yüzölçümü aşan kertede toprak kaybı. Türkiye’miz yüzölçümünün iki misli…-“ bir dönemdir…

“Bilinmeyen Osmanlı”da, Sultan 2. Abdülhamid Han Döneminde “sürgün/nefy” cezasından başka bir “ceza uygulaması” yapılmadığı iddia ediliyor. Halbu ki, ikisi de “Hasaneyn” olan Atatürk de, Bediüzzaman da, “hapislere atılmış”, “sürgün/nefy” cezalarına maruz kalmışlardır.(2)

“BİLİNMEYEN OSMANLI” - “YAHUDİLERE FİLİSTİN’DE TOPRAK VERİLMESİ” MES’ELESİ

Sultan 2. Abdülhamid Han Döneminde, “Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmesi, Filistin’den toprak satın almaları” mes’elesi; “müstakil bir suâl” ile “167. suâl” ile ele alınarak şöyle izah edilmiş: “167. II. Abdülhamid, Filistin’de bir Yahudi Devleti’nin kurulmaması için ne gibi tedbirler almıştır? İsrail Devleti’nin kendi zamanında engellendiği doğru mudur?”
“Hukukî tedbirler”: “Filistin topraklarının mirî arazi/devlet arazisi statüsüne kavuşturulması…”

Velâkin “Filistin topraklarının %20’si ise mülk arazisi statüsünde kaldı…””Yahudiler bu %20’lik mülk arazisinden koparabildiklerine yerleşebiliyorlardı…”(s.280)
“Alınan hukukî tedbirler”e rağmen; “Filistin arazisine olan Yahudi akını tam olarak önlenememiştir…”(s. 280)
Netice: “Filistin’i devlet garantisi ile koruyan Osmanlı Devleti, İttihad ve Terakki ile zayıflayınca, Filistin davası da zayıflamış ve Osmanlı Devleti yıkılınca o dava da yıkılmıştır. Yahudiler maalesef emellerine kavuşmuşlardır.”(s.281)

SULTAN 2. ABDÜLHAMİD HAN ve İDAM CEZASI UYGULAMALARI

Ve günümüzün mevcut “siyasî irade”nin “idam cezası”nı uygulayamayışının esas sebebi; Sultan 2. Abdülhamid Han’ın “tarik”inden, “yolu”ndan gidebilmek için mi?
Çünkü “33 senelik saltanatı dönemi”nde, merhum Sultan 2. Abdülhamid Han da, “idam cezası uygulaması” yapmamıştır.(s. 289)

“SORULARLA OSMANLI İMPARATORLUĞU” ve II. ABDÜLHAMİD HAN DÖNEMİ


“Sorularla Osmanlı İmparatorluğu”(3) eseri de, “Suâl-Cevap Metodu”na göre tasarlanmış. Her bir mevzû başlığı “suâl-cevap” metoduna göre izah edilmiş…
Mezkur/ zikredilen eserin “İçindekiler” kısmında,”Sultan 2. Abdülhamid Han Dönemi” ile alakalı mevzû başlıkları; “93 Harbi”, “I. Meşrutiyet”, “Osmanlı İmparatorluğu’nda Dış Borçlar” ve “Şark Mes’elesi”, eserin s.531-573 sahifeleri arasına dercedilmiş…
Esasında merhum II. Abdülhamid Han dönemi, “Türk’ün pusulasının ibresinin daima şimali/kuzeyi “ gösterdiği “Kızıl Moskof”un, sadece  Gazi Osman Paşa ile “Plevne “de;Şark’ta  ise “Gazi Ahmet Muhtar Paşa” komutasında, bilhassa “Erzurum” da “üstünlük” sağlayamadığı; velâkin “Moskof”un Edirne’yi düşürdüğü, İstanbul- Yeşilköy’e, Ayastefanos’a dayandığı, hattâ “Payitaht’ın Bursa’ya taşınmasının konuşulduğu” senelere de karşılık gelmekte. “Milâdî 24. Nisan.1877’ye; Hicrî 1294’e; malî işlerde kullanılan Rumî takvime göre 1293’e tekabül “(s. 531) ettiğinden, halk arasında “93 Harbi” diye bilinen “Osmanlı-Moskof Harbi” sonrası,”Mithat Paşa ve Ekibi”nin daha müessir, daha etkin ve faal olması sebebi ile “II. Abdülhamid Han’ın Saltanatının 1. Devresi” diye de isimlendirilen devirde, yaşanılan “Osmanlı Toprak Kayıpları…” Romanya, Bulgaristan ve Bosna-Hersek’in  elden çıkışı…Edirne’nin düşüşü..
II. Abdülhamid Han’ın saltanatının I. Devresinde yani Mithat Paşa ve Ekibi devrinde;5,5 milyonluk nufüs ile 212 bin kiometrekarelik(212.000 km. karelik) Osmanlı toprak kaybı…
“Ayastefanos Antlaşması, Panislavizm’in zaferi”(s. 531-537) dedirten dönem…
Yani rahmetli Ahmet Muhtar Paşa’nın “Başımıza Gelenler”de hatırlattığı; “Her Müslüman Türk’ün hânesinde, Moskof tarafından şehid edilmiş bir evlad vardır…” ‘hakikati…”
Ve yine merhum II. Abdülhamid Han’ın ‘devr-i istibdâd’ dedirten döneminde, “Mısır gitti Mısır…Kıbrıs gitti Kıbrıs…”  dedirten “Tarihî Hakikat”ler…(s. 571)



“SORULARLA OSMANLI İMPARATORLUĞU” ve “DÜYÛN-I UMÛMİYE/GENEL BORÇLAR” ‘REJİ İDARE MERKEZİ’NCE KATLEDİLEN TÜTÜN ÜRETİCİLERİ HAKİKATİ

Merhum Sultan 2. Abdülhamid Han döneminde, Samsun’da yaşanılan “tütün üreticileri katliamı” ‘hakikati…’
1881’de kurulan “Düyûn-ı Umûmiye/Umumî Borçlar” komisyonu, tütün öşrünü 1883’de kurulan ‘Reji İdaresi’nde devretmesi..”Reji idaresi Osmanlı ülkesinin her tarafına ulaşan teşkilatı ve sayıları 1000’i(bini) geçen (meşhur) “Kolcular”ıyla , tütünü köylüden ucuza alabilmek için her türlü faaliyeti gösterdi. Tütün ekicileri ürünlerini üç-dört misli fazla fiyat veren yabancı tüccarlara vermeyi tercih ediyorlardı.
Bu yüzden ‘Kolcular’ ile tütün ekicileri arasında çıkan çatışmalarda, 1883-1902 yılları arasında, 20.000’den fazla(yirmibinden fazla) insan hayatını kaybetti. …Reji idaresi, Lozan Antlaşması’na  kadar Osmanlı köylüsünü sömürmeye devam etti.”(s.552 ve yine bakınız “Atatürk Vatandır-Samsun Programı videosu, Muharrem BAYRAKTAR’ın izahatı..Samsun’da 50.000(elli bin) tütün üreticisinin katledilişi…)

NETİCE-İ KELAM


Elli sene sonra öğrendiğim  diyebileceğim merhum “Sultan 2. Abdülhamid Han Dönemi Toprak Kayıpları” mes’elesi üzerine yazdığım “Resmî Tarihçiler’ de, ‘Gayr-i Resmî Tarihçiler’ de ‘Gerçekçi’ Değiller” başlıklı “araştırma” yazımda da vurguladığım üzre; zaten, en evvel merhum Şevket Süreyya AYDEMİR, “Makedonya’dan Orta Asya’ya ENVER PAŞA”(4) isimli eserinde, Murat BARDAKÇI, Erhan AFYONCU gibi tarihçilerimiz de “Döneminde bir karış toprak kaybedilmedi” “Büyük Yalanı”nı nihayete erdişmişlerdi. Hattâ Adnan OKTAR/Harun YAHYA grubuna ait “a9 TV Kanalı”nca hazırlanan mevzû ile alakalı “video-belgesel” de de, “toprak kayıpları hakikati” ortaya konulmuştu..
Sadece ve sadece ‘bütüncül’, ‘şumüllü’, ‘bütün cihetleri’ ile ‘artıları ve eksileri’ ile, hülasa “Ecmel bakış’ ile yaklaşmaya çalıştığımız merhum “Gök Sultan”, “Ulu Hakan” dönemi, “Osmanlı tarihi boyunca en fazla toprak kayıplarının yaşandığı bir dönem” olduğu; alınan onca tedbirlere rağmen, Yahudilerin Filistin topraklarına yerleştiği; binlerce tütün üreticilerini de katlediği bir dönem olduğu gerçeğinin de,  ‘acı’ da olsa, tamamiyle “Tarihî Hakikat”lerimizden dedirtmektedir.
Hattâ  1999’da, “Osmanlı Devleti’mizin 700. Yılı” hatırasına, “Osmanlı Araştırmaları Vakfı”nca neşredilen “Bilinmeyen Osmanlı” isimli eserde de bu “Tarihî Hakikatler”in de dercedildiğidir…
“Konuşan yalnız hakikattir” vesselam…
Terme, 31. Aralık.2017

İsmet GÜLTEKİN

Dip Notlar:

(1): Prof. Dr. Ahmed AKGÜNDÜZ, Doç Dr. Said ÖZTÜRK, “Bilinmeyen Osmanlı”,’ Osmanlı Devleti’nin 700. Yılı”, 1999. Osmanlı Araştırmaları Vakfı(OSAV) Yayınları, Haziran 1999-İstanbul
(2): Prof. Dr. Haydar BAŞ, “Hoş geldin Atatürk”, İcmal Yayıncılık, Kasım 2017, s. 108
(3): Erhan AFYONCU, “Sorularla Osmanlı İmparatorluğu”, Yeditepe Yayınevi, Sabah Gazetesi Promosyonu, İstanbul 2016

(4): Şevket Süreyya AYDEMİR, “Makedonya’dan Orta Asya’ya ENVER PAŞA”, Cilt: 1 (1860-1908), 2. Baskı Remzi Kitapevi, Cağaloğlu İstanbul, 1972,s.225-230