9 Şubat 2020 Pazar

BİYOLOJİK- COĞRAFÎ GÖZLÜK ile TERME İLÇEMİZ

 BİYOLOJİK- COĞRAFÎ GÖZLÜK ile TERME İLÇEMİZ




·       “TERME İLÇEMİZ”, “ŞEHR-İ TERME”MİZ, “BİYOLOJİK-COĞRAFÎ GÖZLÜK ile BAKILIP GÖRÜLDÜĞÜNDE DE, “CENNET ÂSÂ/CENNET GİBİ” BİR DİYÂR…



“Trabzon Serenti Yayınları”, ‘pardon’, “Trabzon Serander Yayınları”, 2017 yılında, “Terme İlçemiz”, “Şehr-i Terme”miz üzerine, çok ehemmiyetli iki “İlmî Eser”i neşretti.

“Anonim”, “Kollektif” tür çok ehemmiyetli iki eserden biri olan “Terme Araştırmaları”(*) kaynaklı, iki ehemmiyetli “Araştırma Yazısı” yazdım:
1-   “Terme Araştırmaları”(*)’nda, ‘Amazonizm İdeolojisi”ne Bakış…”(1)
2-    “Terme’de Binlerce Frengili Hasta…”(2)


“Anonim”, “Kollektif” tür “Terme Araştırmaları” isimli çok ehemmiyetli “İlmî Eser”de,”Terme İlçemiz”in, “Şehr-i Terme”mizin; “Tarihî Geçmiş ve Kültürel Miras”; “Fizikî Coğrafya ve Doğal Âfetler”; “Nüfus, Yerleşme ve Ekonomik Faaliyetler” başlıklı “3 Bölüm” hâlinde ve “dünden bugüne” vaziyeti ortaya konuluyordu.

BİYOLOJİK-COĞRAFÎ GÖZLÜK ile TERME

Yine “anonim”, “kollektif” bir çalışmanın ürünü olan “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”(3) isimli çok ehemmiyetli “İlmî  Çalışma” da, “İlmî Eser” de ise; “Terme İlçemiz”e, “Şehr-i Terme”mize, âdeta “biyolojik-coğrafî gözlük” ile bakılıp;sahip olduğumuz  “Kuş Türleri”mizden “Balık Türleri”ne; “Böcek Türleri”mizden “Doğal Hayat Sahaları”mıza, “Omurgalı Hayvan Çeşitlerimiz”e; yine “Doğal Hayat Sahaları”mızdan “Bitki Örtüsü” çeşitliliğimize ve “Floristik Yapı Zenginliğimiz” e kadar vaziyetimiz ortaya konulmaya çalışılmış.

Nihayetinde ifâde edeceğimi, yazımın bidayetinde ifâde edersem; kabaca, “Ebabil Kuşu” dahil “Kuş Türleri”ne; “İstilâcı Balık Türü”,”Terminatör Balık Türü” olan hepimizin hasım olduğu“İsrail Sazan”ına; “20 Böcek Türü”ne, “Bozkurt”ları dahil,”Omurgalı Hayvanları”na meftûn olduğumun; “Çalı”sından, “Maki”sine,”dünya’da sadece Terme’mizde görülen “Endemik Bitkileri”ne; “654  bitki türü”ne, “Floristik Yapı Zenginliği”ne ve “Çınar Ağacı”ndan, “Gürgen”nine, “Kızıl Ağacı”na, “Ceviz Ağacı”na, “Kestane Ağaçları”na kurban olduğumun “Horasan Alperenleri Toprağı”, “Müslüman Türk Yurdu Termem”, dersiniz…

“TERME ve ÇEVRESİ”NDEKİ “KUŞ TÜRLERİ”

“Biyolojik-Coğrafî Gözlük” ile bakılıp görüldüğünde, “Türkiye,biyolojik çeşitlilik bakımından kıta özelliğine sahip bir açık hava müzesidir…Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu’nun en zengin biyolojik zenginliğine sahip ülkelerden biridir…Türkiye, Avrupa kıtasındaki biyolojik çeşitlilik bakımından 9. sırada…Türkiye, 120 memeli,400’ü aşkın kuş türü, 130 kadar sürüngen,400’e varan balık türü ile biyolojik çeşitlilikte, tür çeşitliliği açısından  çok zengin…”(4)

“Türkeli”, “Türkiye”miz gibi “Terme İlçemiz” de, “Şehr-i Terme”miz de çok zengin…

1-   “Terme, önemli doğal alanlara(habitat) sahip.”
2-   “Terme Yeşilırmak Deltası, barındırdığı kuş türleri açısından çok zengin alan.”
3-   “Terme Yeşilırmak Deltası, göller bölgesi, Simenit, Akgöl çevresi, ‘Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’, ‘Doğal Sit Alanı’nda “Önemli Kuş Alanı” statüsüne sahip.”
4-   “Terme İlçesi’nde, 246 kuş türü tesbit edilmiştir.”
5-   “Türkiye genelindeki 483 kuş türünün %50’si Terme İlçesinde kaydedilmiştir. “
6-   “Terme İlçesi, kuzeyden güneye, doğudan batıya göç eden türler için önemli konaklama, beslenme ve üreme alanı özelliği gösterdiğinden, tür açısından zengin bir konumda.”
7-   “ Terme İlçesinde, görülen en yaygın kuş türleri: Serçe, İspinoz, Leş Kargası, Kızıl Gerdan, İbibik, Kar Kırlangıcı..”
8-   Terme İlçemizde, “Şehr-i Terme”mizde,  “246 Kuş Türü”nden, “Ebabil Kuşu” bile var…(5)

“TERME ve ÇEVRESİ”NDEKİ “BALIK TÜRLERİ”

1-   “Karadeniz Bölgesi’nin İncisi” Terme İlçemiz, “Şehr-i Terme”miz, çok zengin “Balık Türleri”ne de sahip.”
2-   “Karadeniz’de ‘165 Balık Türü” var. Terme İlçemizde ise 29 ‘Balık Türü’ var.” Terme Çayı, Miliç Irmağı, Ak Çay da…
3-   “ Terme İlçesi’nde, “Tatlı Su”larında,Terme Çayı, Miliç Irmağı,Kocaman Irmağı,Akçay, Simenit Gölü, Akgöl de,”Kefali”den ”Has Kefal”e,”Acı Balık”tan “Bıyıklı Balık”a,”Havuz balık”tan “Dikence Balık”a ,”Gümüş Balık”tan “Turna Balık”a ,”Söğüt Balık”tan “Kafkas Nehir Kaya Balığı”na  kadar “tatlı su balıkları” var.”
4-   “Nasıl giriş yaptığı konusunda hâlen çelişkiler” olan; ‘balıklandırma amaçlı olarak sularımıza sokulduğu” düşünülen;”çok ciddî istilacı türler”den; ‘dışarıdan gelen’, ‘yok edici balık türü’, ‘terminatör balık türü’ ‘İsrail Sazanı”ise maalesef Akgöl de…”(6)

“TERME ve ÇEVRESİ”NDEKİ “BÖCEK TÜRLERİ”

1-   “Terme İlçemiz, bitki türü bakımından zengin olmanın da bir sonucu olarak, ‘Böcek Türleri’ açısından da zengin.”
2-    “Türkiye’mizde 30(otuz) bin; ‘Terme İlçemizde ise 44(kırkdört) ‘Böcek Türü’ var.
3-   “Tozlaştırıcı, yabancı otlar için biyolojik mücadelede, özellikle kuşlar ve balıklar için besin ögesi olmak’ gibi birçok faydaları olan “Böcek Türleri” açısından da Terme İlçemiz, “zengin ve ekolojik anlamda önemli” olan bir İlçe…”(7)
“TERME ve ÇEVRESİ” , BAZI “BİTKİLERİN ANAVATANI”

1-   “Terme İlçesinde, çok sayıda, bazı ‘Bitkilerin Anavatanı’/Habitat Çeşitliliğinin varlığı da tesbit edildi.”
2-   “Terme İlçesinde,’Omurgalı Hayvanlar’ için ideal ve önemli  doğal hayat sahaları var.”
3-   “Yeşilırmak Deltası, Kuzey Anadolu’da yer alan en büyük deltadır…Omurgalı hayvanlar için ideal geçiş alanları oluşturur.”
4-   “Terme İlçesi, hem su da, hem karada yaşayan ‘iki hayatlı hayvanlar’, ‘omurgalılar’,’küçük memeliler’ ve ‘sürüngenler’ için de önemli ‘doğal hayat sahaları’na sahip.”
5-    “Terme İlçesinde, “18 Sürüngen Türü”;”42 Tür Memeliler”; “9 Tür İki Hayatlı Hayvanlar”ın yaşayabildiği şehir.  (Boz)kurtlar’dan ‘Çakal’lara; ‘Tilkiler’den ‘Yaban Domuzları’na kadar…”
6-    “Terme İlçesi ve Çevresi, sahip olduğu bazı ‘Bitkilerin Anavatanı’/Habitat Çeşitliliği” ve buna bağlı olarak ‘Omurgalı Hayvan Çeşitliliği’ bakımından çok önemli alanlardan biridir.”(8)


“TERME ve ÇEVRESİ”NDEKİ ‘BİTKİ ÖRTÜSÜ’(VEJETASYON) ÇEŞİTLİLİĞİ

1-   “Terme ve Çevresi, ‘Bitki Örtüsü’(Vejetasyon) açısından da, zengin bir ‘Bitki Örtüsü’ne, “9 Tür Bitki Örtüsü”ne sahip. En yaygın ‘Bitki Örtüsü’ ise ‘Ormanlar…’ “Maki”ler, “Kumul”lar, “Çalı”lar, “İnsan Etkisi” ile oluşan “Bozuk Ormanlar”, ‘Sulak Alanlar”, “Sazlıklar”, “Çayırlar.”
2-   “Kayın Ormanları”nın insan etkisi ile bozulması oluşan “Bozuk(Tahrip Edilmiş) Ormanlar…”
3-   “Terme İlçesi ve Çevresi”, “Bitki Örtüsü(Vejetasyon)” Özellikler” açısından; “zengin bir bitki  örtüsü”ne sahiptir.”(9)


“TERME ve ÇEVRESİ”NDEKİ “EKOSİSTEMLER”
1-   “Terme ve Çevresi”ndeki “Ekosistemler”; “Sulak Ekosistem”(Bataklık,Tuzlu Su(Deniz),Tatlı Su(Akarsu),Subasar) ile “Karasal Ekosistem”(Kumul,Orman,Çalı,Kayalık ve Ziraî Alan)’den meydana gelir.”
2-    “Terme ve Çevresi”nde, “8 Ekosistem” ve “6 Alt Ekosistem” tipi var.”
3-   “Terme ve Çevresi”ndeki “Ormanlardaki Ağaç Türleri” ise; “Kayın”,”Kestane”,”Sapsız Meşe”, “Istıranca Meşesi”,”Adi Gürgen”,“Doğu Gürgen”i,”Çınar Yapraklı Akçağaç”, “Ova Akçaağaç”, “Kiraz”, “Taflan”,”Akçaağaç Yapraklı Üver”,”Küçük Trabzon Hurması”,”İnce Meyveli Dışbudak”,”Titrek Kavak”, “Adi Ceviz”dir.”
4-   Maalesef “Terme ve Çevresi”ne, “dışarıdan sokulmuş”(yabancı,egzotik) türler de; “Beyaz Çiçekli Yalancı Akasya”, “Çoban Değneği”, “Şekerci Boyası”,”Ayva-Kültür”,”Armut-Kültür”,”Erik-Kültür” gibi.
5-   “Terme ve Çevresi”nde, “Yaban Hayatı” açısından da ehemmiyete sahip.”
6-   “Terme  ve Çevresi”nde,”Anıt Ağaç ve Tescilli Kaya” adına, “Terme’de Oğuzlu Köyü Çınar Ağacı, Kozluk Beldesi Ceviz Ağacı, Kesikkaya Köyü Tescilli Kaya olmak üzere 2 anıt ağaç ve 1 tescilli kaya yer almaktadır” denilse de; “Terme İlçesi Şehir Merkezinde, Ahşap/Tahta Camiî Avlusunda, “360 Yaş”ını aşmış “Anıt Çınar Ağacı”  da(İ.G.) var.(10)


“TERME ve ÇEVRESİ”NİN “DOĞAL BİTKİ ÖRTÜSÜ TÜRÜ/FLORİSTİK YAPISI”

1-   “Terme İlçesi doğal florasında 106 familya ve 401 cins dahil toplam 654 bitki türü yayılış göstermektedir.”
2-   “Terme İlçesi ve Çevresinde, dünyada sadece Terme’de görülen (endemik)  bitki türü sayısı 11(onbir); dünyada başka bölgelerinde de görülen (endemik olmayan) bitki türü sayısı 69(altmış dokuz); toplam 80(seksen) bitki türü var.”
3-    “Nevik” isimli ‘bitki türü’müz bile var.”
4-   “Nadir Tür’, ve ‘dünyada sadece Terme İlçesi ve Çevresinde görülen(endemik) tür bitkilerinin korunması için; “Kamu Gözetiminde,Terme Halkının Bilinçlendirilmesi” elzemdir.”
5-   “Terme ve Çevresinin Floristik(Doğal Bitki Örtüsü) Yapısı”nı, 104 familyaya ait, 554(beş yüz elli dört) ‘takson’(   doğal bitkilerin hiyerarşik sınıflandırılması)    ) var.””Atkuyruğu”ndan, “Göl İçi”ne kadar.”(s.162-180)
6-    “Terme İlçesi ve Çevresi”nin; ‘dünyada sadece Terme’de görülen; ‘Anavatanları Terme’ olan ‘Bitki Türü’ oranı yani “Terme’deki Bitkilerin Endemiklik Yüzdesi” %1,8 dir.”(11)


“TERME’NİN BİYOÇEŞİTLİLİK ve DOĞAL ORTAM ÖZELLİKLERİ”(12) KİTABINA ELEŞTİRİLER

1-   “Anonim-kollektif” çalışmanın ürünü olan “İlmî Eser”deki, istisnasız neşredilmiş “bütün fotoğraflar renkli” bir şekilde neşredilmeli idi.
2-   Yine “İlmî Metod”larla çalışmanın ürünü olan bu “İlmî Eser” deki “bütün bitki türleri”nin “Türkçe İsimleri” de istisnasız verilmeliydi. Bazı “Bitki Türleri”nin, bazı “Resim Altı İfâdeler” de, “Türkçe İsimleri” verilmeyen, yazılmayan varlıklar da var.
3-   Yine bu “İlmî Eser”de, bir “Lügat” de olmalı idi. Meraklı her sade okuyucu ve her tür “Araştırmacılar”a, “İlmî Eser” de geçen bazı mefhumların târifleri, “Lügat” ismi altında yer almalıydı.
4-   Bir “Matbaa Hatası”, “Basım Hatası” olsa gerek; “İçindekiler”de zikredilen “9. Bölüm Biyoçeşitliliğin Korunmasının Terme İçin Önemi-Cevdet YILMAZ,s.201”i, bu “İlmî Eser”de bulamadım.

NETİCE:

“Karadeniz Bölgesi”, “Seranderler Diyârı..."
“Trabzon Serander Yayınları”nın, “Terme İlçesi”, “Terme Şehri”, “Şehr-i Terme”miz üzerine neşrettiği “anonim-kollektif” bir “İlmî Çalışma”nın ürünü olan zikredilen “İki İlmî Eser” sonrası, halk arasındaki yaygın ifâdesi ile “Serenti”lere, âdeta dönemin “Buzdolapları”na, “Serander” de denildiğinin de “farkına vardım…”

Hülâsa, “Biyolojik-Coğrafî Gözlük” ile de “bakılıp görüldüğü”nde, “tahkik” edilip “araştırıldığında”, “Terme”miz; hem “Roma Kültür ve Medeniyeti”, hem de “Grek Latin Kültür ve Medeniyeti” ötesi, “bin seneyi aşan  Müslüman Türk Yurdu”dur…
“Danişmendliler”den kalma, “Yeni Mahalle Ahşap-Tahta Camii Avlusu Kabristanlığın”daki , belki hâlâ esrarı çözülememiş “Siyah Taş”lar da bunun maddî karinesi, delili,ispatıdır.

Terme: “Cennet âsâ/cennet gibi” bir diyâr…

Terme İlçemiz, "Şehr-i Terme"miz, “Üstte gök çökmeyinceye, altta yer delinmeyece kadar”, “Büyük Kıyamet”e kadar, inşallah daima “Müslüman Türk Yurdu”, “Horasan Alperenleri Toprağı” olarak kalır…

Terme, 09.Şubat.2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:

(*): “Terme Araştırmaları”, Editör: Prof.Dr. Cevdet YILMAZ,1. Basım: 20 Aralık 2017, Serander Yayınları, Trabzon.
(1): İsmet GÜLTEKİN, “Terme Araştırmaları”nda,”Amazonizm İdeolojisi”ne Bakış…, 26 Temmuz 2019, google arama motorundan…
(2): İsmet GÜLTEKİN, “Terme’de Binlerce Frengeli Hasta…”, 21 Ağustos 2019, Google arama motorundan…
(3): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, Editörler: Prof.Dr.Cevdet YILMAZ-Doç.Dr.Hasan KORKMAZ,Birinci Basım: 18 Aralık 2017, Serander Yayınları, Trabzon
(4) ve (5): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s.6,16,17,19,20,21,30,
(6): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s.38,39,47,51(ve 8)
(7): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s.69,70,75,80
(8): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s.83,84,85,86,87,88,89,90,91
(9): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s. 95-107 ve s.129,130,131
(10): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s.129,130,131,132,137,138-139
(11): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, s.122, s.162-180,190

(12): “Terme’nin Biyoçeşitlilik ve Doğal Ortam Özellikleri”, adı geçen eser, 

"CENNET MEKÂN" NECİP FAZIL KISAKÜREK VE...

"CENNET MEKÂN" NECİP FAZIL KISAKÜREK VE....


"HAZRET-İ ALİ(k.v.) Efendimizi de anlattığını bildiğimiz; "Şairler Sultanı";"Büyük Doğu Mefkúresi"nin "Üstadı",Rahmetli "Cennet Mekân" Necip Fazıl KISAKÜREK'in "Elinde Sigara Tüttüren" "İhtilâl" isimli Eserinin "Kapağı" ile "Başbuğ Atatürk" "Kapaklı" "Büyük Doğu Mecmuası"(İptidai Devre, 9.Sayı,12 Kasım 1943, 16 Sayfa,33 Yazı; katalog.idp.org.tr) ve şu "alt yazılı"
"Atatürk'ün Altın Anahtarla Açtığı Son Fabrika Kapısı… Şimdi Onun Ruhu, Aynı Anahtarla Türk'ün Zafer Kapısında..."
Ve "Kızıl Moskof Tehlikesi"ne ve günümüzdeki "Moskof Ajanları"na da dikkat çektiği,"Moskof Âbidesi Ayastefonas(Yeşilköy)" lı "Büyük Doğu Mecmuası" 'Kapak Konu"lu Sayısı-15.Cilt: 10. Sayı, 10 MART 1971,16 Sayfa,katalog.idp.org.tr) nın şu "Alt Yazısı" ile okurlarına takdimi:

"Bundan bir asra yakın bir zaman evvel (1877) şanlı Plevne müdafaasını ezdikten sonra İstanbul önlerine kadar gelen Moskofların Ayastefanos ( Yeşilköy) mevkiine diktikleri ve sonra Birinci Dünya Harbinde İttihatçılar tarafından bombalanıp yıkılan Moskof abidesi, bugün, tepesindeki salibi Orak-Çekiç'e çevirmiş olarak dikileceği yeri kollamakta; ve Türkiye içi Moskof ajanlarını, bu maksatla, uzaktan sinsi sinsi seyretmektedir!!! "

Terme, 07.Şubat.2020
İsmet GÜLTEKİN

Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

RAHMETLİ"BAŞBUĞ ATATÜRK"ÜN, "KARADENİZLİ MANEVİYAT ORDUSU"NDAN; "TERME İLÇE"MİZDEN;"ŞEHR-İ TERME"MİZDEN; BİR "MANEVÎ ZAT" YOHTUR.....

RAHMETLİ"BAŞBUĞ ATATÜRK"ÜN, "KARADENİZLİ MANEVİYAT ORDUSU"NDAN;
"TERME İLÇE"MİZDEN;"ŞEHR-İ TERME"MİZDEN;
BİR "MANEVÎ ZAT" YOHTUR.....


Evet, 1919-1923 tarih aralığındaki, 5(beş) senelik "İstiklâl Harbi"miz döneminde, Terme İlçemizden;"Şehr-i Terme"mizden; "Hoca-Müftü-Şeyh-İslâm Âlimi-Manevî Zat" olarak;"Mustafa Kemal'in Maneviyat Ordusu"ndan, kimse yohtur..
Başka bir ifâde ile rahmetli "Başbuğ Atatürk"ün;"Karadenizli Maneviyat Ordusu"ndan; "Terme İlçesi"nden;"Şehr-i Terme"mizden; bir "Manevî Zat",bir "Müftü", bir "Hoca", bir "İslâm Âlimi" hiç kimse yohtur...

Yohtur, diyoruz çünkü alakalı "ilmî araştırmalar"da bu hususta bir "kayıt"; alakalı "literatürler"e geçmiş bir isime henüz rastlanılmamıştır.
Sebep?
"Hakikat" nazarında, ya "hakikaten/ gerçekten" alakalı kronolojik tarih aralığında,'İstiklâl Harbi Dönemi"nde;"Terme İlçemiz"den;"Şehr-i Terme"mizden öyle bir kıvamda, zaten kimse yoktu veya aslında, vardı da "biz bilmiyoruz..."

"MUSTAFA KEMAL'İN MANEVİYAT ORDUSU"NDA, "KARADENİZLİ MANEVİYAT ORDUSU"NDA; "TERMELİ" KİMSE YOK!!!

"Millî Mücadele'de ve Seferberlikte, Karadenizli Din Adamları"(1) isimli, "iki bölüm"lük ehemmiyetli "araştırma yazısı"nda,"ilmî araştırma"da da, Ordu'dan Amasya'ya uzanan tahkiklerde de; maateessüf "Terme İlçemiz"den;"Şehr-i Terme"mizden; ismi zikredilmiş hiç kimse yoktur.
Yine, "bütün vatan sathı"nı kapsayıcı bii başka "araştırma yazısı"nda da," "yazı dizisi"nde de, "ilmî araştırma"da da- ki "Mustafa Kemal'in Maneviyat Ordusu"(2) başlıklı,10(on) bölümlük-; yine "Terme İlçemiz"den; "Şehr-i Terme"mizden, hiç kimse yoktur.

Doğrusu, "hâfıza"mı şöyle bir yokladığımda; "Kızıl Moskof Zulmü"nden,"Kafkasya"lardan Terme İlçesi Yalı Mahallesi mevkiinde, bir ara iskân edilmiş "Çerkez Türkleri" sonrası, şimdi hatırlayamadığım bir sebepten dolayı,"Ulu Hakan"ımız tarafından bir "Heyet"in, "Terme İlçemiz"e,"Şehr-i Terme"mize geldiğini biliyoruz.
Velâkin, beş senelik "Millî Mücadele/İstiklâl Harbi" döneminde,"Ulu Önder"in yanında saf tutmuş hiçbir "Termeli Mânevî Zat"ı,"Müftü"yü," Hoca"yı,"İslâm Âlimi"ni henüz bilemiyoruz.
Yukarıda da zikrettiğimiz üzre; ya "yoktu" da bilemiyoruz; ya da "vardı" fakat henüz "literatürlere", "kayıtlara" geçmemiş!!!!

ELHASIL:
"Terme İlçemiz","Şehr-i Terme"miz, günümüzde,"Şehidler","Gaziler","Hafızlar","Pehlivanlar","Evliyâlar","Horasan Alperenleri" "belde"si,"beled"i, "toprağı","diyârı" olan "Müslüman Türk Yurdu..."
Kimbilir, hâlen yaşayan ne "manevî zat"lar,"hoca"lar,"müftü"ler,"İslâm Âlimleri" var?
Velâkin kronolojik olarak da,"Millî Mücadele/İstiklâl Harbi Dönemi"nde,"Terme İlçemiz"den; "Şehr-i Terme"mizden; rahmetli "Mustafa Kemal'in Maneviyat Ordusu"ndan kimsenin olmayışı, çok düşündürücü...
Terme, 07.Şubat.2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
Dip Notlar:
(1): M.Ufuk MİSTEPE, "Millî Mücadelede ve Seferberlikte Karadenizli Din Adamları-1 ve 2", unyetv.net, 13. Aralık.2019 ve 07. Şubat.2020
(2): Eyüp KABİL,"Mustafa Kemal'in Maneviyat Ordusu",Yazı Dizisi,10(on) Bölüm, Yeni MESAJ Gazetesi, 05.Aralık.2018-14.Aralık.2018

NOT: Paylaşılan "fotoğraflar", Eyüp KABİL'in, adı geçen yazı dizisinde neşredilmiştir.

BU DESTAN; "GEREDAĞLI HÖSEYİN"LERİN DESTANI

BU DESTAN;
"GEREDAĞLI HÖSEYİN"LERİN DESTANI


Sermişti yere leşlerini;
Hem de;
Geredağ'ın "Jandarma Komutanlığı" önüne.

Sıkmıştı kurşunları;
Geredağ'lı Höseyin.
Belki de,
"Hazret-i Musa"ca...
Bir kurşun bile sıkamamıştı;
Aklını,
Belki de,
"Vatan hâini komutan"lara satmış;
"Emir-Komuta Zinciri"nin köleleri...
"Devrimci"ler,
Onun-bunun yabancı uşaklığını yapmış;
Belki de,
Hâlâ yapmakta olan "Devrimci"ler...
Her yıldönümünde,
"Asker kaatili" Erdal EREN'leri,
"Parlata" dursunlar;
Merdânece leşlerini yere sermişti "asker"lerin...
Belki de,
"Hazret-i Musa"ca "kaatil" di;
Geredağlı Höseyin...
"Jandarma Zulmü" ki;
Sadece "Yaşar KEMAL"lerin;
"Kır Gerillası" romanlarında geçmez.
"Baha Rahmi ÖZEN"ler de dem vurur;
'Termeli' "Depreli Hasan" romanlarında...
Her "Anadolu Çocuğu"na,
Rahmetli Pederleri,
Anlatmıştır evlâdlarına;
"Jandarma Zulmü"nü...
Geredağlı Höseyin;
"Muhammedî Gül" bayrağına,
"Üç Tuğ"lara meftûn bir Alperen...
"Siyasî Alperen" olsa da;
"Manevî Başbuğ" larımız olan;
"Hakikî Alperen"lere meftûn;
Geredağlı Höseyin...
Bazen Pederini görürdüm;
"Mübârek Anne"lerimiz vâri,
Mübârek validesi ile.
Müslüman mı? Müslüman.
Türk mü? Türk.
"Saadettin  Köpek" soylulara inat;
"Hakikî Selçuklu mu?" "Selçuklu."
"Geredağ'lı mı?" "Geredağ"lı.
Geredağ ki;
Bağrında barındırır;
"Son Selçuklu Kumandanı" nı...
Geredağ ki;
Yusuf'lar,
"Yusuf Yüzlüler",
"Yusufîye Medreseleri"nde,
Küfre karşı;
"Başkaldırılar",
"Destanlar" yazmışlardı...
Geredağ ki;
Tarihî "darbeler" ile dopdolu,
Türk Milleti nâmına;
Geredağ'ın "Yusufîye Medreseleri"nde,
"Taş Medreseleri"nde,
Belki de;
"Cumhuriyet Tarihi"mizin;
"İlk-tek-son";
"Millî Darbesi"ni yapmışlardı.
Erkekçesine...
Bu destan;
"Geredağlı Höseyin"in destanı...
Çoğu 'Türkeli"nde;
"15 Temmuz"larda;
Yabancı uşaklığı yapanlar;
"Vatan hâini",'Jandarma Komutanları';
Bir bir ortaya çıkarken;
Belki de,
Geredağlı Höseyin;
Gereğini yapmıştı zamanında.
Sıkmıştı kurşunları korkmadan;
Bir kurşun bile yemeden.
Belki de;
"Hazret-i Musa"ca "kaatil" olsa da.
Âdeta "Şehid Ömer HALİSDEMİR"cesine...
Erkekçesine...
Buradan "selâm olsun";
Geredağlı Höseyin'lere...
"Selâm olsun.."

Terme,07.Şubat.2020
İsmet GÜLTEKİN

ŞEHADETİNİN 40. YILINDA, TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD RESUL ŞAHİN... "ANADOLU ÇOCUĞU" RESUL'LER...

ŞEHADETİNİN 40. YILINDA,
TERMELİ ÜLKÜCÜ ŞEHİD
RESUL ŞAHİN...
"ANADOLU ÇOCUĞU" RESUL'LER...

" Türk Tarihi"nin karanlık dönemiydi yine.
Türk Milleti, Türk Devleti, Türk Vatanı;
Milliyetimiz, Mukaddesatımız tehlikedeydi yine.
Yine vatan toprağımız parçalanmak;
"Son Müstakil Türk Devleti" yıkılmak isteniyordu.
"Yedi Düvel"in uzantılarınca...
"Moskof Uşakları","Ingiliz Uşakları",
"Amerikan Uşakları","Fransız Uşakları",
"Alman Uşakları","Yunan Uşakları..."
hattâ "Çin Seddi"ni Türk'e karşı yapmış;
"Çin Uşakları..."
Ellerinde tuttukları"Marks-Engels-Lenin-Mao Posterleri" ile...
Aşikarcasına; pervasızcasına ve de sinsicesine...
Türk Milleti ve evlatlarını,"Otüken"e sürmek istiyorlardı.
"Roma'nın Dişi Bozkurtları" ile de...
Âdeta yeni bir "İstiklâl Harbi Destanı" yazmamız isteniliyordu.
Yazdık da.

Âdeta "Son Müstakil Türk Devleti",
"15 Temmuz Evveleri"nden beter olmuştu.
"Türk Milleti" içinde "vatan hâinleri" dopdolu idi yine.
"Din ü devlet; mülk ü millet";
"Devlet-i Ebed Müddet" ülkümüz;
"Anadolu Çocukları"nca "diriliş"e geçiriliyordu.
"Bozkurtların Dirilişi" gibi...
Fert fert, fukara "Anadolu Çocukları",
âdeta "topyekûn teşkilatlı" mücadele vermeye başlamıştı.
Asıl meslekleri,"İ'lây-ı Kelimetullah için Nizam-ı Âlem Ülküsü" mucibince de.
Bazı "Ham Yobaz ve Kaba Softa"lar;
hâlâ "12 Eylül"lere;"Sağ-Sol Kavgası" deseler de.
"Sürekli Devrim";"Tek Yol Devrim" diyen;
"Devrim Yobazları";
"En kuvvetli fikir Türk Milliyetçiliği" karşısında;'silaha sarılıp";"silahlı propaganda" yapsalar da..

Çccukllarını,'Moskof Gemilerine Meftûn " büyütseler de.
Topyekûn "Türk Milleti" içinde, saflarda netleşmişti bile.
"Anadolu Çocuğu" Resul'lerin "Ülkücü Teşkilatı", çoktan damına;
"Yunus"casına;'Yaradılmışı severiz,Yaradandan ötürü" mısrasını konuşlandırmıştı bile.
"Yavuz"casına da,'kadife eldiven içinde yumruk"casına;
'Üstte gök çökmese; altta yer delinmese, Türk Milleti, senin İl'ini,"töre"ni kim bozabilir?" diyen Bilge Kağan'casına;
safını belirlemişti bile.
"Generaller ölümlüler gibi sokaklara çıkamasa da";
"General Bedrettinler","İhtilal olgunlaşsın" diye "daha fazla kan" bekleseler de;
"Anadolu Çocuğu Resul"ler,;
"15 Temmuz Evveleri"nden beter olmuş "Devlet Yokluğu"nda;
Bin seneden fazla "Türk Vatanı" olmuş "Türkeli"ni,"Türkiye"yi;
Kaptırtmayacağız "frenglere","freng uşakları"na...
"Kanımız Aksa da, Zafer İslam'ın" dercesine;

"Er Meydanları"na,"Mücadele Meydanları"na,"Cihad Meydanları"na atıldılar.
"Yedi Düvel",'Yedi Devlet"e ve "uşakları"na karşı.
Âdeta bir "Türk Seddi" teşkil ettiler.
"Göğüsleri kızıl kurşunlarla doldurulmuş" olsalar da...
"İtilseler, dövülseler,sövülseler " de.
"Düşen Bayrakları" fert fert kaldırarak..
"Albay Şakirler","Burhan Şahinler";
"Karadeniz"in başka diyarlarında,
âdeta yeni bir "İstiklâl Harbi Destanı",
"Kuvay-ı Milliye Destanı" yazarlarken;
"Anadolu Çocuğu Resul"ler de;
"Horasan Alperenleri Toprağı Terme"miz de yazıyorlardı.
"Anadolu Çocuğu Resul"lerin "Yusufîye Medreseleri" ile "Taş Medreseler" ile tanışıklıklarının tarihi;"12 Eylül Evveli"ne, 1979 Kasım'lara dayanıyordu.

"Komşu Fatsa" da,'Dev-Yol"cular;"Dokuz aylık Terzi Fikri SÖNMEZ dönemi"nde,"yüzlerce Ülküdaşı şehid" etseler de.(*)
"Nokta Operasyonu"nda "Devlet'e yardımcı" olan "Ülküdaşlar"; sonradan "işkenceler"den geçirilmiş olsalar da.
"Anadolu Çocuğu Resul"ler,
"Horasan Alperenleri Toprağı Terme"mizde,
yeni bir "İstiklâl Harbi Destanı",
yeni bir "Kuvay-ı Milliye Destanı",
yazmışlardı bile...
"Men Türk'em" deyip "Türkeli"ni,""Türkiye"mizi,
""İkinci Afganistan" yaptırtmamışlardı.
Ne kadar çok "gönlüm arzular"dı;
rahmetli Termeli Ârif ŞİRİN'lerin, nam-ı diğer Ozan Ârif'lerin;"güfte"si de,"beste"si de kendilerine ait ; "Anadolu Çocuğu Resul"lerin "destanı"nı yazmış olmasını.

Ve "Termeli Ülkücü Şehid/Anadolu Çocuğu Resul ŞAHİN": "KISASTA HAYAT VARDIR"/"SENİ ÖLDÜRMEYE GELENİ SEN DE ÖLDÜR" "ALLAH(C.C.)'IN EMRİNİ" DE UYGULAYAN NADİR ÜLKÜDAŞ"IMIZ...
"Anadolu Çocuğu Resul"ler ölmez.

Salıpazarı, 06.Şubat.2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekin@hotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci
NOT: Rahmetli Termeli Ülkücü Şehid Resûl ŞAHİN'in, şehadetinin "40.Yıldönümü"nde, çoğu bu zamana kadar hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğrafları, Ağbisi Davut ŞAHİN'nden ve "Ülküdaşları" İsmail İSKENDER ile İsmail SİVAS'tan temin edilmiştir.
Kendilerine, "Allah(c.c ) razı olsun"(Âmin) diyorum.
Dip Not:
(*): Kürşat BOZHALİLOĞLU ,"Devrimci Yol Örgütü ve Fatsa",Kendi yayını

VEFÂTININ 19.YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA .. "ŞEYH'ÜL MUHARRÎRİN/MUHARRİRLERİN ŞEYHİ" RAHMETLİ AHMET KABAKLI HOCA'MIZIN BABASI ,"ŞEYH SAİD İSYANI OLAYLARI"NDA MI "ŞEHİD' EDİLMİŞTİ?

VEFÂTININ 19.YILDÖNÜMÜ HÂTIRASINA ..
"ŞEYH'ÜL MUHARRÎRİN/MUHARRİRLERİN ŞEYHİ" RAHMETLİ AHMET KABAKLI HOCA'MIZIN BABASI ,"ŞEYH SAİD İSYANI OLAYLARI"NDA MI "ŞEHİD' EDİLMİŞTİ?

Senelerden beri, beynime bir "kıymık" gibi mıhlanmış bu suâlin cevabı; İsa Beğ'in "Kabaklı Hoca" (1) isimli eserinde vardır, niyet ve düşüncesi ile "internet"ten istettim.
Hararetle, büyük bir iştiyâkla beklediğim "Kabaklı Hoca" kitabı, nihayet, dün, "Cuma saat"lerinde geldi.
Bu kitap gelinceye kadar ki vetirede;"Türkiye Yazarlar Birliği"nden de,"1989 Fikir Ödülü" de almış olan, iki ciltlik, "Yakın Tarih"imize, âdeta "Türk-İslâm Ülküsü" gözü ile ışık tutan "Temellerin Duruşması"(2) isimli eserinin;"Terakkiperver Fırka, Şeyh Said ve Bitiş"(3) bölümünü, yine hararetle ve büyük bir iştiyâkla okudum.
Rahmetli Kabaklı Hoca'mızın, her zaman ki üslûbu da olan;'kalemini bükmeden hakk ve hakikat hesabına" göre;"Şeyh Said İsyanı", "olduğu gibi" değerlendirilmiş.
Sizlerin de "Tarihî Hakikat" namına okumanızı tavsiye ederim.
Velâkin; rahmetli babasının "Şeyh Said İsyanı Olayları"nda "şehid" edildiğine dair bir harf bile yoktu...
Benim de şahid olduğum üzre; "Araştırmacı Gazeteciliğin Duayenleri"nden "Uğur MUMCU", yanlış hatırlamıyorsam;"İslâm-Türk Ayaklanması"(4) isimli eserini hazırlarken; rahmetli Kabaklı Hoca'nın babasının "Şeyh Said Isyanı Olayları"nda "şehid" olup-olmadığı mes'elesi hakkında, çok kısa süren bir "telefon" görüşmesi ile "fikir teatisi"nde bulunmuştu...
"KABAKLI HOCA"-"HARPUT'UN YETİMİ"
Artık yine "internet"ten 'sipariş' verdiğim, İsa Beğ'in "Kabaklı Hoca" isimli kitabını, hararetle ve iştiyâkla beklemekten başka çare de yoktu.
Yine bu "bekleyiş vetiresi"nde, "Temellerin Duruşması" isimli eserinin "Terakkiperver Fırka, Şeyh Said ve Bitiş" (5) bölümünü okuyup bitirdiğimde; kendi kendime;"Bak görüyorsun...Kabaklı Hoca'm;""Din Adamları Topun Ağzında" alt başlığında;"...Din adamlarına ve dine karşı da korkunç devlet terörü başlatılmış..." Hattâ,"Bak görüyorsun; Kabaklı Hoca'm, "Haksız ve tutarsız sebeplerle sırf devlet terörü için yapılan bu zulümleri de" listelemiş..(6) dedim...
Geçenlerde, bir yazımda,"malûm zihniyet"in "Altı Ok"unu, çok "yumuşak"ca,"Mehmet SARAY"ca ve ""Mümtaz TURHAN"ca değerlendirmiştim.
Biliyor musunuz, rahmetli Kabaklı Hoca'mız "Altı Ok" u nasıl değerlendirmiş?
"...Çoğu birbirine zıt anlamlar taşıyan ve bağdaştırılamayan bu "sloganların..."(6)
"Aslında oradan buradan, faşist komünist rejim sloganlarından derlenen bu basit sloganlar, Atatürk'ün ağzından çıkmamış olduktan başka; belki de onun haberi bile olmadan getirilip kalıbına uydurularak yerleştirilmiştir."(7)
Ve yine "Lâkin, oradan buradan derlenmiş bu Altı Ok'a "Atatürk ilkeleri" adı verip bu adı yaymak ve hele onları, değişmez, belirsiz kanunlar olarak Anayasa'ya geçirmek suretiyle Türk sosyal ve siyasî hayatına büyük kötülükler yapmıştır...."(8)
Mezkûr eserinin alakalı kısımlarının tamamını okuduğumuzda; rahmetli Kabaklı Hoca'mız; âdeta "Altı Ok'un İçyüzü" nü ortaya koymuş...
Böyle "düşünceler anaforu"nda, âdeta "fikir çilesi" çekerken; yine malûm "emperyal zihniyetler" de dahil;"insî-cinnî-şeytanî mahlûkatlar";"Ahmet KABAKLI "Devlet Düşmanı..." Bak "Devlet'in MEB Ders Kitapları"nda, esâmesi okunmuyor" tarzında, beni "totaliterce şartlandırma"ya çalışmazlar mı?
"Araştırmacılık","ser de var " ya; hemen "not"umu aldım.
"Tamam" dedim;"Devlet'in MEB Ders Kitapları"nı, dördüncü sınıf "Türkçe"den itibaren; on ikinci sınıf "Türk Dili ve Edebiyatı" kitabına kadar, şöyle bir tahkik edeceğim...
Kısa yoldan, "İmam-Hatip 9.Sınıf"a giden oğlumun,"Türk Dili ve Edebiyatı Kitabı"nı tetkik ettim ki; rahmetli Kabaklı Hoca'mızın da "Devlet Düşmanı" olduğu, büyük bir " dezinformasyon", büyük bir "yalan" dı.
Çünkü "Devletimizin 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı" kitabı; bilâkis, rahmetli Kabaklı Hoca'mızın "Edebiyat Nedir?" (9) yazısı ile başlıyordu.
Üstelik "ders kitabı"nın "ön kapağı"ndaki bazı "Edebiyatçılarımız"ın "fotoğrafları" arasında, rahmetli Kabaklı Hoca'mızın da "fotoğrafı" vardı...(10)
EVET,"KABAKLI HOCA-HARPUT'UN YETİMİ"
Ve "Cuma Namazı" sonrası, hararetle büyük bir iştiyakla, "Kabaklı Hoca" kitabına sarıldım...
"Beynime kıymık gibi mıhlanmış" mezkûr suâlime cevap bulabilmek için.
Çünkü, "Uğur MUMCU"nun "İslâm-Kürt Ayaklanması" isimli eserinde de, rahmetli Kabaklı Hoca'mızın babasının;'Şey Said İsyanı Olayları"nda "şehid" edildiğine dair, hiçbir bilgi de yoktu...
İsa Beğ, eserinin daha ilk sayfalarında,"Harput'un Yetimi" bölümünde, habire ve çok sayıda "babasının ölümü"; "babası Ömer Efendi'ye kaybettiği"nden; "ölümünün bir kaza sonucu olduğundan"; ""Ömer Efendi öldüğünde"n dem vuruyor; öyle "Şeyh Said Isyanı" sırasında "şehid"edildiğine dair bilgilere yer vermiyordu.
Herhalde mezkûr suâlin tam doğru cevabı şu izahatlar idi:
"Kabaklı, babası Ömer Efendi'yi kaybettiğinde henüz iki buçuk- üç yaşındadır. Ondan hatırladığı hiçbir şey yoktur hâfızasında. 1927 yılında doğan kardeşi Ömer ise babasını hiç görmemiştir. Zira; onun doğumundan üç ay önce büyük Ömer Efendi vefât etmiştir.Ömer Efendi'nin ölümünün bir kaza sonucu olduğu, aile arasında yaygın şekilde bilinmektedir. Anlatılanlara göre,"Harput Kalesi altında bulunan bir askerî cephanelik infilak ettiği sırada, Ömer Efendi de o civarda bulunmaktadır ve bu infilak sırasında can vermiştir."(11)
Dolayısiyle;"1927'de bir kaza sonucu" "şehid" olmuş olan rahmetli Kabaklı Hoca'mızın babası "Ömer Efendi"nin; "kronolojik" olarak da;"1925 Şeyh Said Isyanı"nda "şehid" edilmesi muhaldi...
KABAKLI HOCA'MİZIN EBEVEYNLERİ
İsa Beğ, habire mezkûr kitabında, benim ilk defa öğrendiğim "yeni bilgiler"i de yazmıştı:
1- Rahmetli Kabaklı Hoca'mızın babası, neticede "şehid" Ömer Efendi; "hem Harput'taki Sara Hatun Camii'nin müezzinliğini ve farraşlığını(temizlik ve bakım sorumluluğunu) yapmakta, hem de Keşoğlu Meydanı'nda bir dükkan işletmekredir."(12)
2- Rahmetli Kabaklı Hoca'mızın babası "Şehid Ömer Efendi", "3 evlilik" yapmış, "3 eşi" vardı.
Meşhur "türkücü"müz Esat KABAKLI,"Şehid Ömer Efendi"nin ilk eşi Sündüs Hanım'dan olma Sıtkı'nın oğlu..(13)
3- Rahmetli Kabaklı Hoca'mız ise babası "Şehid Ömer Efendi"nin üçüncü eşi olan Pertekli Bölükbaşıların kızı Münire Hanım'dan olma.
Rahmetli Kabaklı Hoca'mızın annesi Pertekli yani "Dersim Pertekli","Tunceli Pertekli..."
Ve yine rahmetli Kabaklı Hoca'mızın "Dersim Pertekli","Tunceli Pertekli" annesi Münire Hanım, 1930'da ikinci bir evlilik de yapmış...(14)
4- Rahmetli Kabaklı Hoca'mızın "çocukları","evlatları" yok...
1952 yılında Aydınlı matematik öğretmeni Meşkûre Hanım'la evlenen rahmetli Kabaklı Hoca'mız; kendisi ikinci evliliğini yapmış olan Meşkûre Hanım'ın ilk evliliğinden olma Taner'i de nüfusuna alır ve Taner KABAKLI oğlu olur.(15)
ŞÂİR AHMET KABAKLI HOCA
İsa Beğ'in de, geniş iktibaslar yaptığı "Kabaklı Hoca"mızın "çoçukluğu"nu anlattığı eseri "Ejderha Taşı" ise; vurgulandığı üzre; sadece "çocuklar"mızın değil; biz "yetişkinler"in de "el kitabı" mesabesinde olsa gerek.
"Yeni şeyler söylemek" bâbından; 'Şeyh'ul Muharrîrin/ Muharrirlerin Şeyhi" ve elbette İsa Beğ "Kabaklı Hoca" isimli eserinde hiç zikretmese de,"Rifaî Şeyhi" olarak da bildiğimiz rahmetli Kabaklı Hoca'mızın "şair" ciheti de var.
Rahmetli Kabaklı Hoca'mız "şâir" de.
"Şâir Ahmet KABAKLI" diyebileceğimiz "Kabaklı Hoca" isimli kitabın "Şiir Güldesti"(16) bölümünde, rahmetli Kabaklı Hoca'mızın;"Fatih Söyler","Yunus'un Gülleri","Ömer Hayyam'dan İki Rubai" ve "Eski Kavga" şiirlerine yer verilmiş.
Rahmetli Kabaklı Hoca'mızın "Mart 1954" de yazdığı "Fatih Söyler" şiiri, şu mısralar ile bitiyor:
"Baka...yiğitlerim benim
Sema oldum üstünüze
Göresiz her seher beni
Kubbelendim denizlendim
Vatan oldum üstünüze
Sevesiz her seher beni."
NETİCE-İ KELAM
Seneler önce yazdığım;"Rahmetli Ahmet KABAKLI HOCA,"Mürted Cemaat"in Yayın Organı "Zaman Gazetesi"ne Nasıl Yan Çizmişti?" mes'elesinde ise İsa Beğ,"mezkûr kitabında,"yeni şeyler" yazamamış, âdeta "es geçmiş..."
"Marksistlerin ölüm listelerine de girebilmiş"(17) ,hiçbir grubun, partinin ve hizbin adamı da olmamış;"Türk Milliyetçisi" ve "Türk-İslam Ulküsü" bakışlı rahmetli Kabaklı Hoca'mızı, vefâtının 19. Yıldönümünde; rahmetle yâd ediyorum.
Terme, 1 Şubat 2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekinQhotmail.com
Araştırmacı-Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
(1): İsa KOCAKAPLAN,"Kabaklı Hoca", Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları:227; 1. Baskı, Şubat 2019, http://www.xn--turkedebyati-84b.com.tr/
(2): Ahmet KABAKLI,"Temellerin Duruşması",-Türkiye Yazarlar Birliği 1989 Fikir Ödülü-,Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları, Fikir Eserleri Dizisi:1, 20.Baskı,İstanbul
3-Ahmet KABAKLI, adı geçen eseri, s.267-278
(4): Uğur MUMCU,"İslam-Kürt Ayaklanması", 
(5):Ahmet KABAKLI, adı geçen eseri, s.267-278
(6): Ahmet KABAKLİ, adı geçen eseri,"Altı Ok" kısmı, s.321
(7): Ahmet KABAKLI, adı geçen eseri. s.321
(8): Ahmet KABAKLI, adı geçen eseri,s.322
(9): "9.Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı MEB Ders Kitabı", "Edebiyat Nedir?",
(10): Adı geçen MEB Ders Kitabı "Ön Kapak",
(11): İsa KOCAKAPLAN, adı geçen eseri, s.14
(12): İsa KOCAKAPLAN, adı geçen eseri, s.14
(13): İsa KOCAKAPLAN; adı geçen eseri; s.14
(14): İsa KOCAKAPLAN, adı geçen eseri, s.15
(16): İsa KOCAKAPLAN, adı geçen eseri, s.127-132
(17): İsa KOCAKAPLAN, adı geçen eseri, s.19, 35,39

"HALİL İBRAHİM TÜRKÜSÜ"NÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

"HALİL İBRAHİM TÜRKÜSÜ"NÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...

"Hamdi TANSES"in; "Halil İbrahim", Bir Fatsa Türküsünün Hikâyesi"(1) başlıklı "köşeyazısı", "yeni şeyler"öğrenmeme de sebep oldu.
Ömrümde birden fazla sayıda dinlediğim "Halil İbrahim Türküsü", meğerse bir "Fatsa (Ordu) Türküsü" imiş.
"Baha Rahmi ÖZEN;'Bir Fatsa Romanı' da olan; "Hekimoğlu Efsanesi-Otobiyografik Roman"(2) isimli eserinde,"Halil İbrahim Türküsü"nden, niye hiç bahsetmemiş?", diye epey hayıflandım.
"Halil İbrahim Türküsünün" "hikâyesi" değil de, âdeta "kıssası"nı okuduğumda ise;(3), "yeni şeyler" olarak, şunları da öğrendim:
1- "Fatsalı Halil İbrahim", bir "ağa kızını kaçırarak evlenmiş..."
2- Ve âdeta "bir ağa kızını kaçırarak evlenmenin, çok ağır bedelini ödemiş..."
3- Büyük bir "dezinformasyon" ile büyük bir "yalan" ile "askerlikten firar"ettirilip; 'yanlış davranışlaŕ,"hukukî suçlar" işlemesi sağlanılmış...
4-Dönemin "asker kaçağı" olmanın da "bedeli"ni, neredeyse "aklı"nı kaybedecek kertede, silinmeyecek derecede ağır "psikolojik trawma" olarak da ödemiş...
5- Âdeta "mesleği"ni,"ailesi" ni de kaybetmiş kertede,"Fatsa Dağları"nda, neredeyse "yapayalnızlık" tan da öte; tam bir "merdumgiriz" gibi yaşamaya, hayata tutunmaya gayret etmiş...
6- Ve "12 Eylüllü Yıllarda" , "Fatsa" ya yapılan ve hattâ tahkik ettiğimizde,sonradan "işkenceler"den geçirilmiş;âdeta "feleğin çemberi"nden geçirilerek "hayatları karartırmış",dönemin "Ülküdaşları" 'yardımcılığındaki', meşhur "Nokta Operasyonu"nda; bir "anarşist" diye, dönemin "Jandarmaları"n ca öldürülmüş...
7- Ve "Terme Şehri"mizdeki "oğulları" ise;"ailesi " ise;"babaları Halil İbrahim'i sevmedikleri"nden; "öldürülmüş naaşı" ve "geriye kalanları ile" hiç ilgilenmemişler...
8- Ne zaman ki; "Fatsalı Halk Ozanı" ve "Fatsalı Şairler"irimizden "Dursun Ali AKINET"in "güftesi"ni yazdığı "Halil İbrahim Şiiri" ile "beste"sini de "Selahattin AYGÜN" ün yaptığı; hem de "söz ve nota"ları da olan "Halil İbrahim Türküsü","Türküler Dünyamız"a, "Musikî Âlemi"mimize, kazandırıldı; işte o zaman,"Terme Şehri"mizdeki "Evlâtları"nın da rahmetli babaları "Halil İbrahim" e olan "dargınlıkları" da,"küskünlükleri " de sona ermiş...
"HALİL İBRAHİM TÜRKÜSÜ" ve TERME'MİZ
Yazımın bidayetinde de vurguladığım üzre; ömrümde birden fazla sayıda dinlediğim "Halil İbrahim Türküsü"nün,'hikâyesi' değil; âdeta "kıssası"ndan öğrendiğim "yeni şeyler" bunlar.
Ve "O Yıllar"da; belki de "Cumhuriyet Tarihi"mizin "en samimiyetli","en idealist" "yılları"nda,"dünya'yı değiştirme aşkı"na tutulmuş; her "ideoloji"den "nesiller"in yaşadığı "yıllar"da; "Generaller Zihniyeti","O nesilleri", hiçbir ayırım yapmadan "anarşistler" diye yaftalıyorlardı.
Anladığım ve kavradığım;"Halıl İbrahim Türküsü"nde de hatırlatıldığı üzre;'Bir el yerine" dönemin "askerleri"nce, dönemin "Jandarmaları"nca, güya sehven "öldürülen" 'Fatsalı Halil İbrahim"de; kuvvetlle muhtemel;dönemin "Fatsalı Devrimci Anarşistleri"nlendi...
Acaba "Fatsalı Halil İbrahim"in "Terme Şehri"mizdeki "oğlu" kimdi?Hangi "Ağa kızı" nı kaçırmıştı?
Hâlâ "adam gibi" bir "Terme Türküsü"ne sahip ol(a)mayan-ki bu mes'elede âdeta "inadına Amazonculuk" yapan bir "derneğin" bazı çabaları olduğuna dair "duyumlar" alıyorum.Velâkin "Türküler"miz ile "İnadına Amazonculuk" arasında hiçbir rabıta kurulamayacağından; Rabbimin nasip etmeyeceği kanaatindeyim.- "Terme Şehri"mizde yaşayan "aileleri"nden kimler var?
Ve dönemin "asker/jandarma kayıtları"nda;"Eşkiyadan da beter" 'Fatsalı Halil İbrahim" hakkında, ne gibi "bilgiler" ve "fotoğraflar" var?
"Halil İbrahim Türküsü Mes'elesi"nin "en tuhaf" tarafı ise; bir "resmi"nin, bir "fotoğraf"ının bile hâlâ yayınlanamamış olmasıdır...
"Fatsalı Hekimoğlu İbrahim" başka,"Fatsalı Halil İbrahim" başkadır.
Sehven,"yanlışlıkla" olsa gerek;"Fatsalı Hekimoğlu İbrahim"in "fotoğrafları" "sosyal medya"dan "paylaşılıp" durmaktadır.
ELHASIL:
Neticede, "Türkülerimiz Âlemi"ne, bir "Fatsa(ORDU) Türküsü" olarak kazandırılmış olan "Halil İbrahim Türküsü"nü ise "Musa EROĞLU"ndan dinlemenizi-sosyal medya imkânları ile- tavsiye ederim.
"Halil İbrahim Türküsü"nün "güftesi" ise şöyle:
HALİL İBRAHİM
Dağda kızıl ot biter
İçinde keklik öter
Eşkıyadan da beter
Uslan be Halil İbrahim
Kıvırcık saçlarına
Ak düşmüş uçlarına
Dağın yamaçlarına
Yaslan be Halil İbrahim
Derede su durulur
Dal köprüler kurulur
El yerine vurulur
Aslan be Halil İbrahim
Müfreze dağı sarar
Dağda kaçaklar arar
Geçit vermez kayalar
Hızlan be Halil İbrahim(4)
"Yeni Şeyler" öğrenmeme de vesile olan "Fatsalı Hamdi TANSES"in "Kuşaktan Kuşağa Halk Türküleri"miz isimli eserinin de olduğunu hatırlatırım.
Yine "Fatsalı Halk Ozanı ve Şairi" 'Dursun Ali AKINET"in de ,"Yolun Sonu Görünüyor-HALİL İBRAHİM" isimli kitabının da olduğunu hatırlatırım.
Terme, 31.Ocak.2020
İsmet GÜLTEKİN
metgultekinQhotmai.Com
Araştırmacı -Yazar ve Eğitimci

Dip Notlar:
(1): Hamdi TANSES," Halil İbrahim", Bir Fatsa Türküsünün Hikayesi", Ünye Kent Gazetesi, 30.Ocak.2020,Perşembe, http://www.xn--nyekent-m2a.com/
(2): Baha Rahmi ÖZEN, "Hekimoğlu Efsanesi-Otobiyografik Roman", Hayat Yayınları, 552 Sayfa, 1. Baskı, İstanbul 2013
(3): "Halil İbrahim Türküsünün Hikâyesi", turkudostlari.com;hamditanses.com,"Hamdi TANSES'in Resmî İnternet Sayfası-İncelemeler:Türkü ve Öykü; "Fatsalı Halil İbrahim Destanı",blog.milliyet.com.tr,11 Kasım 2009
(4): Hamdi TANSES, adı geçen internet sitesi